close
Share with your friends

Türkiye’nin Avrupa’da en yüksek ticaret hacmine sahip olduğu ülkelerden İngiltere ile ticari ilişkiler hassas bir dönemden geçiyor. Bir yandan Brexit diğer yandan Covid-19 ile iki büyük belirsizlik arasında kalan ticaret ortaklığından yansıyan manzarayı değerlendirdik.

Türkiye-İngiltere ticareti ilişkileri, bir yandan Brexit’in oluşturduğu belirsizlikle mücadele ederken, diğer yandan Covid-19’un etkilerini atlatmaya çalışıyor. Salgın, İngiltere pazarını kırılgan bir zemine taşıdı. İngiltere bilindiği gibi Türkiye’nin en büyük ticaret ortakları arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra Türkiye’de en fazla yabancı yatırımcısı bulunan, dış ticaret fazlası verdiğimiz ve ihracatımızı sürekli artırdığımız ülkelerden biri. Bu nedenle Türkiye dış ticareti için çok önemli bir pazar. Stratejik olarak 2020-2021 döneminde ihracatımızı artırmayı hedeflediğimiz bir ülke.

Türkiye-İngiltere ticaret hacmi 2018 yılında 18,6 milyar dolar ve 2019 yılında ise 16,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. 2020 yılı Ocak-Temmuz döneminde İngiltere’ye 5 milyar 427 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Genel olarak tekstil ve hazır giyim ürünleri, elektrikli ve elektriksiz makineler, motorlu araçlar ve parçaları, demir çelik ürünleri öne çıkıyor. İngiltere’den ise elektrikli ve elektriksiz makine ve cihazlar, altın, demir çelik ürünleri ve ilaç alıyoruz.

Koronavirüs salgını nedeniyle İngiltere’nin 2020 Nisan ve Mayıs ayı ithalat ve ihracat rakamlarında ciddi azalma gözlendi. Bu dönemde İngiltere’nin ithalatında ihracata göre daha keskin bir düşüş yaşandığı görülüyor. Covid-19’un en fazla zarar verdiği otomotiv, tekstil gibi sektörler bizim İngiltere’ye başlıca ihraç kalemlerimiz. Haziran ayı itibarıyla İngiltere’ye ihracatımızda iyileşme söz konusu. Ancak Covid-19’un yanı sıra Brexit de ihracatçılarımız için halen belirsizlik oluşturmaya devam ediyor. 

Brexit fiilen geride

İngiltere hükümeti, Brexit konusunda zaman çizelgesine bağlı kalacağında ısrar ediyor. Hâlâ AB üyesi olarak muamele göreceği 31 Aralık'a kadar geçiş döneminde. AB, bugünkü şartlarda geçiş sürecinin bir veya iki yıl daha uzatılmasının makul olabileceğini düşünüyor. Her iki taraf da sürecin hızlı ilerlemesi için ellerinden geleni yapıyor ama zaman işlemeye devam ediyor. 

Bu süreçte Brüksel de bir yandan koronavirüsün etkileri ile mücadele ederken diğer yandan da yılın sonunda başka bir büyük değişikliğe ihtiyaç duyup duymayacaklarını sorguluyor. AB liderleri eğer erteleme talebi olacaksa bunun Londra’dan gelmesi gerektiği düşüncesinde. Görülen o ki Covid-19 halen tarafların resmi pozisyonlarını değiştirmemiş durumda. Ancak Brexit sürecinin hem operasyonel açıdan sekteye uğradığını hem de stratejik öncelik olarak Covid-19’un gerisinde kaldığını söylemek mümkün. Daralan zaman bize bir erteleme olup olmayacağını gösterecek.

Bu süreçte değerlendirilmesi gereken bir başka nokta da İngiltere’nin küresel salgından ortalamanın üzerinde etkilenmesi. Gelecekte bu etkinin İngiltere’nin global ekonomideki ve global siyasetteki yerini ne yönde ve ne kadar etkileyeceğini kestirmek güç olsa da ciddi bir sarsıntı yaşanacağı kesin görünüyor. Türkiye tarafında İngiltere’yi diğer ülkelerden ayıran temel iki unsur bu öngörülmezlik içinde ayrıca Brexit ajandasına sahip olması ve diğer yandan da en önemli ihracat pazarlarından biri olması. Bu nedenle Türkiye için önemli ihraç pazarı olan İngiltere’deki gelişmelerin yakından takip edilmesi gerekiyor. 

Gümrük vergileri yolda

Brexit konusundaki bir diğer sıcak gelişme 19 Mayıs 2020’de Birleşik Krallık hükümetinin açıkladığı Brexit sonrası uygulanmaya başlayacak gümrük vergisi oranları. Söz konusu oranların 1 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtiliyor. Hâlihazırda AB ile yürütülen müzakereler sonucunda anlaşmaya varılamaması yani “no-deal Brexit” halinde açıklanan gümrük vergisi oranları AB ülkelerinden yapılacak ithalatlarda da geçerli olacak. Hükümetin açıklamasına baktığımızda yürürlükte olan gümrük vergisi oranlarının genel olarak düşürüldüğünü veya sıfırlandığını görüyoruz. Dikkat çeken bir diğer nokta ise mevcut durumda İngiltere’de ticaretin yüzde 47’si vergisiz olarak gerçekleştirilirken açıklanan plan çerçevesinde bu oranın yüzde 60’a yükseleceği belirtiliyor. Açıklanan gümrük vergisi oranlarını sektör bazında incelediğimizde ise otomotiv sektörü için yüzde 10, hazır giyim ve konfeksiyon ürünleri için yüzde 12 gümrük vergisi oranı belirlendiği göze çarpıyor. Türkiye’nin İngiltere’ye gerçekleştirdiği ihracatta büyük paya sahip bu iki sektörle ilgili gelişmelerin çok yakından takip edilmesi gerekiyor.  

Bunların dışında bulaşık makinesi, dondurucu gibi ürünlere uygulanacak vergi oranlarının sıfırlandığını ancak yerli üreticiyi korumak için tarım ürünleri ile bazı et ve süt ürünlerinde gümrük vergisi oranlarının korunduğunu görüyoruz. Tüm bu gelişmelere baktığımızda Türkiye ile İngiltere arasında müzakere edilen serbest ticaret anlaşmasının öneminin daha da arttığını söylemek gerek.