close
Share with your friends

2019 yılı sonlarına doğru Çin’de başlayarak tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını yaklaşık 2 milyon kişiyi etkileyerek bugüne kadar 120 binden fazla insanın ölümüne sebebiyet vermiş bulunuyor. 200’den fazla ülkede onaylanmış vakası bulunan bu salgından en çok etkilendiği açıklanan ülkeler ise ABD, İspanya, İtalya, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık ve Çin olarak belirtiliyor.

Covid-19 ile mücadelede tüm ülkeler farklı yöntemler uygulasa da bulaşıcılığı yüksek olan bu hastalığa karşı öne çıkan önlemler insanların birbiriyle olan iletişimlerini sınırlandırarak bulaşma ihtimalini en aza indirmek üzerine kurgulanmış görünüyor. Ülkeden ülkeye değişen bu önlemler uluslararası uçuşların kısıtlanmasından, okulların kapatılmasına ve hatta kapsamlı sokağa çıkma yasağına kadar geniş bir çerçevede, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) önerilerinin yanı sıra, ülkelerin kendi durumları ve kararlarına göre değişiyor. Elbette ki hastalığın kontrol altında tutulması için uygulanan bu yöntemlerin ekonomilere bir maliyeti oluyor. Devletler de bu önlemleri alırken hem sağlık sisteminin tüm topluma hizmet verebilir seviyede kalması için kapasiteleri göz önünde bulunduruyor hem de ekonomiye etkilerini değerlendirerek en uygun politikaları uygulamaya çalışıyor.

Ülkemizde de Covid-19 salgınına karşı alınan önlemler dünyada görülen vakaların yaygınlığının artmasıyla beraber kademeli olarak devreye alınmaya başlanmıştır. Takip eden aylarda salgından etkilenen ilk vakanın tespitiyle önlemler daha da arttırılmış olup günümüzde sosyal izolasyon, şehirlerarası yolculukların sınırlandırılması, risk gruplarının sokağa çıkmasının kısıtlanması, vaka sayısının yüksek olduğu büyük şehirlerde hafta sonları sokağa çıkma yasağının getirilmesi gibi birçok önlem uygulanmakta ve her gün yenileri uygulamaya alınmaktadır. Bu önlemler sosyal hayatı kısıtlamakla beraber ekonominin de önemli ölçüde yavaşlamasına sebep olmaktadır.

Ülkemizde de, küresel örneklere benzer şekilde, farklı sektörler bu önlemlerden farklı derecede etkilenmiştir. Hatta kimi sektörler bu etkilerden çok önce nasibini almaya başlamışken, bazıları bu etkileri sonradan hissetmeye başlamıştır. Sosyo-ekonomik hareketliliğin azalmasına bağlı yaşanan bu sorunların ortadan kalkması içinse bu pandeminin kontrol altına alınması ve bunu takiben hayatın normale döneceği tarih merak edilmektedir. Bu süreç sonrası yaşanacak ekonomik toparlanma konusunda da farklı tahminler bulunmaktadır.

Covid-19 sonrası ülkemiz ve dünya ekonomileri için olası toparlanma senaryolarına baktığımızda V, U ve L tipi olarak isimlendirebileceğimiz üç model üzerine oturan; 3 ay ile 12+ ay arasında zamana yayılan ve ekonomide önemli ölçüde daralma öngören tahminler görüyoruz. Diğer taraftan, bu toparlanmaların da sektörler ve şirketler bazında farklılık göstereceğinin, bu döneme hazırlıklı giren, doğru kararlar alan ve yeni “normal”e uyum sağlayan yapıların bu süreçten en iyi şekilde çıkacağını düşünüyoruz.

KPMG Türkiye Strateji ve Operasyonlar Danışmalık bölümü olarak, Covid-19’un ülkemiz ekonomisine, sektörlere ve işletmelere etkilerini anlamak ve geleceğe şirketlerimizin perspektifinden bakarak onların öngörüleriyle önümüzdeki döneme ışık tutmak için gerçekleştirdiğimiz anketimizi tecrübelerimizle birleştirip sizler için derledik. Düzenli aralıklarla tekrarlayarak ekonominin ve iş dünyasının nabzını tutmaya devam edeceğimiz bu çalışmamızın ilkinin sonuçlarını sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.