close
Share with your friends

ESG’nin yükselişi

Salgın, CEO’lar için kariyerlerinin gidişatını belirleyecek boyutta ekonomik bir sorun yarattı. Sorunun boyutu düşünüldüğünde, birçok kişi üst düzey yöneticilerin çevre, sosyal ve yönetişim (ESG) konu başlıklarının önemini yeniden gündeme getirmekte zorlanacaklarından endişe duyuyordu. Ancak araştırmamız, CEO'ların bu konuyla ve özellikle de ESG'nin "S"siyle yani (social) sosyal meselelerle hâlâ çok meşgul olduklarını gösteriyor. CEO'ların neredeyse üçte ikisi (yüzde 63), salgına verdikleri tepkinin odağının ESG programlarının sosyal bileşenine kaydığını belirtti.

Bu, CEO'ların ESG'nin "E"'sinden (environment) yani çevre meselelerinden uzaklaştığı anlamına gelmiyor. Üst düzey yöneticiler, iklim değişikliğinin önümüzdeki yıllar için ciddi bir ekonomik ve insani tehdit olacağının ve organizasyonların, yeni ve sürdürülebilir bir ekonomiyi destekleyecek şekilde yeniden inşa edilmesi gerektiğini çok iyi biliyorlar. İklim değişikliği konusuyla ilgili taşıdıkları ciddiyet, birçok kişinin iklimle ilgili riskleri yönetmenin kendi iş güvenliklerinin ve uzun vadeli miraslarının anahtarı olduğuna inanmalarında vücut buluyor. Küresel CEO'ların yüzde 65’i ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 67’si iklimle ilgili riskleri yönetmenin önümüzdeki 5 yıl boyunca işlerini devam ettirmelerinde en önemli faktörlerden biri olacağı görüşünde.

Küresel CEO'ların yüzde 65'i ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 67’si iklimle ilgili riskleri yönetmenin, önümüzdeki 5 yıl boyunca işlerini sürdürmelerinde önemli bir faktör olacağını söylüyor.

Küresel CEO'ların yüzde 71'i ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 87’si salgında elde edilen iklim değişikliği kazanımlarını sürekli hale getirmek istediklerini söylüyor. Çevresel kazanımların etkisinin yanı sıra sosyal performansın ve yönetişim performansının ölçülmesi ve paylaşılması çok önemli olacak. Davos'ta bu yılın başında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumunda (WEF), WEF Uluslararası İş Konseyi, önerilen ESG metrikleri ve raporlama açıklamalarının bulunduğu bir makale yayımladı. WEF tarafından yönetilen ve Bank of America, KPMG ve diğer 4 büyük denetim şirketinin uzmanlarından oluşan özel bir ekip tarafından hazırlanan makale, çeşitli ESG metriklerini tanımlıyor. Bu metriklerin benimsenmesi, finansal olmayan bilgilerin ve iş performansının ESG ile ilgili kısımlarının raporlanmasında tutarlılık ve şeffaflık sağlayacak. Bu da, uzun vadede yaratılan değerin gösterilmesi açısından kritik öneme sahip.

Mehmet Tütüncü kotasyon

İş yapmanın geleceği

COVID-19, dünya genelinde iş yapma alışkanlıklarımızın radikal bir şekilde değişmesine sebep oldu. Birçok organizasyon tek bir gecede sanal çalışma düzenine geçmek zorunda kaldı. Pandemi, iş dünyasını köklü bir şekilde değiştirerek alışmamız gereken yeni bir düzen oluşturdu. Bu noktada devreye giren dijital iletişim ve iş birliği araçları hiçbir zaman olmadığı kadar önemli bir hale geldi. Küresel CEO'ların yüzde 77'si ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 67’si bu sürecin başında kullanmaya başladıkları dijital iş birliği ve iletişim araçlarını kullanmaya devam edeceklerini ve bu araçları geliştireceklerini söyledi. Küresel CEO'ların yüzde 73'ü ve Türkiye’deki CEO’ların yüzden 87’si uzaktan çalışmanın mevcut yetenek havuzunu oldukça genişlettiği görüşünde. Küresel katılımcıların yüzde 69’u ise önümüzdeki dönemde fiziksel iş alanlarını küçülteceklerini belirtiyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 60.

Tablo 6: CEO'lar pandemiyi çalışma ve iletişim kurma şeklimizi yeniden değerlendirme fırsatı olarak görüyor
Tablo 6: CEO'lar pandemiyi çalışma ve iletişim kurma şeklimizi yeniden değerlendirme fırsatı olarak görüyor

Öte yandan, analitik süreçler, yapay zeka, süreç otomasyonu ve Nesnelerin İnterneti gibi yeni nesil teknolojilerde yaşanan gelişmelerle birlikte gelecekte şirketler çok daha farklı bir yapıya bürünecek. Şirketler daha gelişmiş, dijitalleşmiş ve çok farklı bir yetenek profiline sahip olacak ve iş gücü yeni becerilere sahip daha az sayıda insandan oluşacak. CEO'ların çalışanlarla ilgili bazı zor kararları vermesi ve teknoloji alanındaki yatırımlara öncelik vermesi gerekecek. Araştırmamızda küresel CEO'ların yüzde 67’si ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 73’ü sermaye yatırımlarını, iş gücünün becerilerini ve yeteneklerini geliştirmek yerine teknolojiye yönlendireceklerini söylüyor..

Müşteri odaklı tedarik zinciri

Pandemi süresince en ağır şekilde etkilenen alanların başında tedarik zincirleri geliyor. Küresel CEO'ların yüzde 67'si ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 80’i küresel tedarik zincirlerini yeniden değerlendirmek zorunda kaldıklarını belirtti. Ancak CEO'lar, bu yeni gerçeklikte tedarik zincirlerinin nasıl bir rekabet avantajı getirebileceğini sorgulamak için bu fırsatı kullanıyor. CEO'lara tedarik zincirlerini yeniden değerlendirmelerini tetikleyen ana etkenin ne olduğunu sorduğumuzda ilk sıradaki nedenlerinin "değişen müşteri ihityaçlarına daha çevik yanıt verebilmek" olduğunu gördük. İkinci sırada ise "dünya genelinde bir doğal afet olması durumunda daha dayanıklı olabilmek" geliyor.

Tablo 7: CEO'ların tedarik zincirlerini yeniden değerlendirme nedenleri
Tablo 7: CEO'ların tedarik zincirlerini yeniden değerlendirme nedenleri

Özellikle karmaşık tedarik zincirlerine sahip olan birçok şirketin, süreklilik sorunlarına ve devam eden belirsizliklere ve kesintilere odaklandığını görüyoruz. Bu gibi sorunları ortadan kaldırmak adına, tedarik zincirlerinin geleceğinde; tedarik zincirlerinin karmaşıklığını ve maliyetini ortadan kaldırmak, uçtan uca görünürlük sağlamak, otomasyona ve diğer gelişmiş teknolojilere yatırım yapmak ve tedarikçiler ile iş ortakları ağında çevikliği sağlamak gibi konuların kritik öneme sahip olacağını görüyoruz.

KPMG 2020 Küresel CEO Araştırması: COVID-19 Özel Sayısı'nı keşfedin