close
Share with your friends

Elektrikli aletler için muhteşem beyinler olarak kullanılan yarı iletkenler teknoloji yol aldıkça büyüyen bir endüstri. Otomotiv sektörünün kalbinde yer alan yarı iletkenlere olan ihtiyaç katlanacak. Önümüzdeki 20 yılda beş kat büyümesi öngörülen yarı iletken pazarı yeni ilişkilere, fırsatlara, deneyimlere ve oyunculara kapı açıyor.

İçten yanmalı motor, otomotiv endüstrisinde bir asır boyunca değerin ve yeniliğin kaynağı olarak kabul edildi. Ancak bugünün otomotiv endüstrisine baktığımızda, fosil yakıtların yanında elektrik enerjisinin de ulaşımda geçerli bir güç kaynağına dönüştüğünü görüyoruz. Bu dönüşüm bize yeni bir çağın başladığını işaret ediyor ve beygir gücüne karşı işlem gücünün ön planda olacağı bu yeni çağda yarı iletkenlerin önemi giderek artıyor. 

Yarı iletken olarak nitelendirdiğimiz maddeler, hâlihazırda hayatımızın çoğu noktasında bizlerle birlikte. Bu birlikteliğin altında, yarı iletkenlerin entegre devrelerde vazgeçilmez bir role sahip olmaları yatıyor. Yarı iletken maddeler, iletkenlikleri bulundukları ortama göre değişen, normal halde yalıtkan olan ancak ısı, ışık ve manyetik etki altında bırakıldığında bir miktar değerlik elektronu serbest hale geçerek, yarı iletkenlik özelliği kazanan maddeler olarak nitelendiriliyor. Bu özel yetenekleri sayesinde, yarı iletkenler elektrikli aletler için muhteşem beyinler olarak kullanılabiliyor. Bildiğimiz haliyle teknolojiyi mümkün kılan bu önemli maddeler ceplerimizdeki telefonlardan uzaydaki uydulara kadar her noktada modern ihtiyaçlarımızı karşılamamıza olanak sağlıyor. 

Facebook, Hubble’a karşı

Gün geçtikçe artan ve gelişen ihtiyaçlarımız, kullanılan yarı iletken bazlı teknolojilere yüklediğimiz sorumluluğu artırıyor. Bir kıyaslama olarak; 1990 senesinde bize 

uzayın kapılarını açan Hubble Uzay Teleskobu iki milyon kod satırı kullanırken, 2004’te oluşturulan sosyal medya platformu Facebook 62 milyon kod satırı kullanıyor ve bu yükü karşılamak için çok daha fazla yarı iletken ve işlem gücüne ihtiyaç duyuyor. Tek bir modern aracı fonksiyonel kılmak için gereken miktarın, 100 milyon kod satıra kadar çıkabildiği gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda ise hem otomotiv, hem teknoloji hem de yarı iletken üreticilerinin karşılamaları gereken yükün büyüklüğünü tüm netliğiyle görüyoruz. 

Karşılanması gereken teknolojik talep her ne kadar yüksek olsa da yarı iletken endüstrisinin otomotiv ve teknoloji endüstrileriyle hâlihazırda ciddi bir etkileşim içerisinde olduğunu biliyoruz. Yarı iletkenlerin otomotiv sektöründeki mevcut kullanım alanlarına baktığımızda, günümüzün modern araçlarında normalleşmeye başlayan birçok özelliğin adeta kalbinde yattıklarını söylemek mümkün. 

“Handsfree” teknolojisinden hava yastıklarının kontrol edilmesine kadar konforumuzu ve güvenliğimizi sağlayan çoğu sistemde yarı iletkenlere ihtiyaç duyuyoruz. Bu noktada belirgin olan, dijitale ve elektriğe yönelik olan trendin bize getirisi olan elektrikli ve otonom araçların mevcut yarı iletken ihtiyacını katlayacağı. 

Katlanmasını beklediğimiz ihtiyacı öngörmenin yolu otomotiv sektörünün dinamiklerini anlamaktan geçiyor. 

Günümüz otomotiv sektörüne odaklandığımızda, radikal değişimler yaratabilecek dört ana trend görüyoruz: Elektrikli araçlar, otonom araçlar, bağlantılı araçlar ve hizmet olarak mobilite (MaaS). 

Tipik otomobil algımızı kökten değiştirebilecek bu trendlerin her biri, potansiyellerine ulaşmak için yarı iletken endüstrisinin tedarik gücüne ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyacın boyutlarına ışık tutacak bir örnek olarak; ortalama bir elektrikli araca baktığımızda, fosil yakıt kullanan rakibine kıyasla bünyesinde iki kat daha fazla yarı iletken kullanıldığını görüyoruz. 

Araçların dışında, onları çalışır ve erişilebilir kılmak için ihtiyaç duyulan teknolojik gerekliliklerin de yarı iletkenler ile bağlantılı olduğunu biliyoruz. Elektrikli araçların faal kalması için dev şarj istasyonu ağları kurulması gerekiyor. Otonom araçlara baktığımızda gelişmiş bir navigasyon altyapısına ihtiyaç duyulacağını söylemek mümkün. Bağlantılı araçlar ve hizmet olarak mobilite (MaaS) konularında ise bulut teknolojilerinin ve aplikasyonlar gibi kullanıcı arayüzlerinin yaygınlaşacağını ve gelişeceğini öngörebiliriz. 

Bu durum karşısında, yarı iletkenlerin pazar hacminin ciddi bir artış göstereceği çıkarımını yapabiliriz. Sayısal olarak baktığımızda, mevcut otomotiv odaklı yarı iletken endüstrisi 2019 senesinde küresel çapta 40 milyar USD değerinde satış gerçekleştirmişken, bu miktarın 2040 senesinde 150 ila 200 milyar USD seviyesine ulaşacağını tahmin ediyoruz. Bu doğrultuda etkileyici olan bir başka nokta ise bu sayısal verilerin yalnızca otomotiv içi yarı iletken kullanımını kapsıyor olması. Şarj istasyonu ağları, bulut teknolojileri gibi araç dışı teknolojik gerekliliklerin hesaba katılması durumunda yarı iletken satışlarının daha da artabileceğini söyleyebiliriz. 

Olası zorluklar

20 yıl içinde hacmi beş katından fazlasına çıkabilecek bir yarı iletken pazarı her ne kadar cazip de olsa, otomotiv endüstrisinde karşılaşılması mümkün olan zorlukları erkenden anlamak oyunculara stratejik bir avantaj sunabilir. 

Bu doğrultuda geleceğe dair bir fikir sahibi olmak için geçmişten ve yarı iletken kullanımı üzerinden oluşan benzerliklerden faydalanabiliriz. 

Yarı iletken bazlı teknolojiler arasından cep telefonları, bilgisayarlar ve veri merkezlerine baktığımızda hepsinin geçmişten günümüze benzer evrimler geçirdiğini görüyoruz. Beklentiler büyüdükçe üretici ve marka sayılarının azalmasına karşın, verimliliğin ve konsolidasyonun arttığı bu teknolojilerde tüketicilerin deneyimleri giderek gelişti. Bu bilgilerden hareketle mevcut otomotiv endüstrisine baktığımızda çok sayıda köklü marka görüyoruz, ancak yarı iletken kullanımının artışıyla beraber bu markaların karışılacakları değişimlerin diğer endüstrilerdeki markaların yaşadıklarına ne kadar benzeyeceğini zaman bizlere gösterecek. 

Yeni ilişkiler ve yeni fırsatlar

Elektrikli ve otonom araçlar hayal olmaktan çıkıp, gerçek halini almaya başladıkça kabiliyetlerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalan otomotiv üreticileri, elektronik ve yarı iletken sağlayıcılarıyla çok daha yakın çalışmalar yürütmeye başladılar. 

Elektrikli araç üreticisi Tesla bu doğrultuda kendi yarı iletken bazlı çiplerini geliştirmeye yaklaşık 10 yıl önce başladı. Kendi çiplerini kendileri geliştirmeyi tercih etmeyen otomotiv üreticileri ise yaklaşımlarını aktifleştirerek geride kalma ihtimallerini düşürmeye odaklanıyor. Daha önce birinci seviye tedarikçilerle ilişkiler kuran otomotiv üreticileri, artık yarı iletken tedarikçileriyle ortaklaşa çalışacakları ilişkilere yönelebiliyor. 

Gelecek konusunda bir diğer hazırlık olarak, yarı iletken bazlı teknolojilerin sunduğu fırsatlardan olabildiğince çok faydalanmak isteyen otomotiv üreticilerinin yazılım alanında kendilerini sürekli geliştirmeleri önem teşkil ediyor. Bu önemin altında öncelikle dev miktarlardaki kod ihtiyacının karşılanması yatıyor. Ancak bu kodlarla üretilecek yazılımların, kullanıcıların davranışsal verileri ile doğrudan etkileşimde olacağı göz önünde bulundurulduğunda, üreticilerin kendi yazılımlarına sahip olmalarının tüketiciye özel satış sonrası hizmetler sunma konusunda ne derece büyük bir fırsat olduğu belirginleşiyor. 

Yeni yaklaşımlar ve yeni deneyimler

Otomotiv endüstrisi, trendlerin etkisinde ilerlerken önde kalmak isteyen mevcut oyuncuların yenilikçi fikirlere ve iş stratejilerine ihtiyacı artıyor. Talep artışıyla beraber oluşacak fırsatları yakalamak isteyen yarı iletken tedarikçileri, inovasyon ve pazara açılma stratejilerini gözden geçirmek durumunda kalabilir. Diğer yandan, yarı iletkenlerin olanak sunduğu teknolojileri hizmetlerinde kullanan elektronik üreticileri ve hizmet sağlayıcıları şimdiden yaklaşımlarını değiştiriyor diyebiliriz. Daha önceden ağırlıklı olarak müşteri odaklı faaliyet gösteren bu oyuncular, karmaşık sistemler üretme kabiliyetlerini ve imalat güçlerini otomotiv endüstrisinde oluşmaya başlayan aplikasyon taleplerini karşılamakta kullanmaya başlıyor. 

Yarı iletken ve teknoloji oyuncularının bu yeni yaklaşımlarında dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta, otomotiv üreticilerinin özel beklentileri olan müşteriler olduğu gerçeği. Bu oyuncuların alışık olduğu cep telefonu elektronik ürünlerini düşündüğümüzde, tasarım döngülerinin bir yıl kadar kısa sürebildiğini ve üretim miktarının kolaylıkla on milyonlarca birime ulaşabildiğini biliyoruz. Otomotiv endüstrisine baktığımızdaysa tasarım döngülerinin dört yıla kadar çıkabildiğini görüyoruz. Bu döngülerden çıkan birim ürün miktarlarının nispeten sınırlı sayılarda olduğunu ve yedek parçaların 15 yıla kadar garantilerle üretilmesi gerektiğini de göz önünde bulundurduğumuzda, otomotiv endüstrisinin yarı iletken ve teknoloji oyuncuları için ne kadar farklı bir deneyim sunduğunu gözlemliyoruz. 

Farklı deneyimler, iş vakalarının da farklı bir yaklaşımla ele alınması gerektiği anlamına geliyor. Bu doğrultuda otomotiv endüstrisi ile etkileşimde bulunmak isteyen yarı iletken üreticilerinin ve sağlayıcılarının birçok konudaki mevcut yaklaşımlarını otomotiv endüstrisine göre uyarlamaları gerek diyebiliriz. Bu noktada stratejik önceliklerin otomotiv endüstrisine göre hizalanması, erken ve önemli bir adım olarak karşımıza çıkıyor. Strateji ile beraber, metodolojilerin de düzenlenerek otomotiv endüstrisine uygun kalite ve kontrol standartlarına adapte edilmesi gerekiyor. 

Strateji ve metodolojiler yeniden uyarlanırken, finansal yaklaşımın da değişime ayak uydurması ve onu destekleyebilir halde olması kritik öneme sahip. Bu yeni finansal yaklaşım kapsamında değişebileceklere örnek olarak yatırım geri dönüşlerinin ve birim fiyat hesaplarının yeniden düzenlenmesini verebiliriz. 

Yeni oyuncular

Yarı iletken endüstrisine etkisi olacak bir diğer gelişme ise otomotiv endüstrisinde boy gösteren yeni oyuncular. Örneğin araç içi işletim sistemlerine baktığımızda tanıdığımız dev isimlerden Google’ın Android ile şimdiden oyuna dâhil olduğunu görüyoruz. Endüstrinin geneline baktığımızda farklı ülkelerden yeni katılımcıları da görüyoruz. ABD menşeili Rivan ve Çin Halk Cumhuriyeti menşeili Nio bu yeni katılan araç üreticilerinden yalnızca birkaçı. 

Bu doğrultuda, yeni boy gösteren katılımcıların endüstriye dâhil olmak ve dâhil kalmak için ihtiyaç duydukları arasında kritik öneme sahip olan yarı iletken üreticilerinin, zaman içerisinde destekledikleri üreticilere paralel güzergâhlarda kendilerini geliştirebileceklerini düşünüyoruz. 

Hâlihazırda günümüzün modern araçlarında bulunan birçok özelliğin kalbinde yer alan ve otomotiv sektöründe gelişen dört ana trend ile kullanımının ciddi artış göstereceği yarı iletken endüstrisi, yeni ilişkilere, fırsatlara, deneyimlere ve oyunculara kapı açıyor. Özel beklentileri olan müşterilere sahip otomotiv üreticileri, elektronik ve yarı iletken sağlayıcılarıyla daha yakın çalışmalar yürütmeye başlarken, elektronik üreticileri ve hizmet sağlayıcıları ise stratejileri ve metodolojilerini, otomotiv endüstrisinde oluşmaya başlayan aplikasyon taleplerini karşılayacak şekilde uyarlamaya başlıyor. Otomotiv endüstrisine yeni giriş yapan oyuncuların endüstride kalıcı olabilmeleri için kritik öneme sahip olan yarı iletken tedarikçilerinin, talep artışıyla beraber oluşacak fırsatları yakalamaları için inovasyon ve pazara açılma stratejilerini gözden geçirmek durumunda kalabileceği öngörülüyor.