close
Share with your friends

Enerji, tarım, hayvancılık ve teknoloji alanlarında büyük yatırımları olan ama en çok RAMSEY ve KİP markalarıyla tekstil ve hazır giyim sektörüne imza atan Gürmen Group’u, CFO’su Ali Öztayıncı’ya sorduk. Grubun dijital dönüşüm stratejisini adım adım uygulamaya koyduklarını belirten Öztayıncı, moda ve teknolojiyi ortak paydada buluşturduklarını söyledi. Öztayıncı’ya göre, bu çağda markayı bu kadar değerli kılan ise iş süreçlerinin temeline oturtulan inovasyon... 

 

Türk iş dünyasında en etkili CFO’lar arasındasınız ama sizi tanıyalım biraz. Teknoloji, değişim ve dönüşüm süreçlerindeki liderliğinizin öne çıktığını görüyoruz. İş yapış felsefeniz, odağınız nedir? Grubunuzda nasıl bir süreci yönettiniz? 

Üniversite yıllarından itibaren finans piyasalarının içinde olmayı tercih ettiğim için 25 yıllık iş deneyimim oluştu. Büyük hayaller kurmadım ama detaylı planlar yaptım, daima büyük resme odaklandım, her zaman bir sonraki adımıma uygun olacak kararlar aldım; kariyerimin ilk yıllarında bile geminin kaptanı gibi çalıştım, iş süreçlerimi bu bakış açısı ile dizayn ettim. 

Henüz 23 yaşımda 2001 krizini yaşadım; olağan dışı gelişmeler karşısında alternatifli ve detaylı planlarımın kazanımlarını deneyimledim. 

 

Türkiye’nin önemli değişim süreçlerinden geçtiği 1995-2020 yılları arasında yaşanan finansal krizler ve büyük teknolojik dönüşümlerde, şirketlerin stratejilerini belirleyenler genellikle finans yöneticileri oldu. Bu zorlu dönemde başarılı bir CFO olmak; şirketin tüm fonksiyonlarındaki iş süreçlerini bilerek, teknolojik gereksinimlerini analiz edip kaynaklarını yatırımın geri dönüşüne uygun olarak planlayarak mümkün olabilirdi. Elbette böylesi başarıların olmazsa olmazı uyumlu ve alanında uzman bir ekibe sahip olabilmekti; sanıyorum ben bu noktada biraz şanslı oldum, biraz da ekibimin kişisel gelişimini öncelikli değerlendirdim. 

 

Farklı sektörlerde faaliyet gösteren çok büyük bir grupsunuz. Faaliyetlerden kısaca bahseder misiniz?

Gürmen Group, tekstil-hazır giyim, enerji, tarım-hayvancılık ve teknoloji alanlarında yatırımları olan; yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan bir grup. Ayrıca toplam 21 bin metrekare kapalı alana sahip Kastamonu ve Karabük’te yer alan fabrikalarımızda 30 yılı aşkın sürede yaklaşık 10 bin kişiye iş sağlayarak bölgede kendi alanımızda en yüksek istihdam sağlayan şirket olduk. 

 

Ve yaklaşık 50 yıllık başarı hikâyesi yazmış bir grubuz…
 

Grubumuzun temelleri 'tekstil' alanındaki yatırımlarımızla atılıyor ancak günümüzde enerji, teknoloji gibi geleceğin sektörleri olarak nitelendirilen farklı başlıklarda da güçlü bir yere sahibiz. 

Maspo Enerji, 2010 yılında kurulan ve çevre dostu, yenilenebilir enerji yatırımlarının hayata geçirilmesi konusunda çalışmalarını sürdüren şirketimiz. Maspo Enerji için yenilenebilir enerji kaynakları açısından 'jeotermal' çok önemli ve ilk yatırım alanımız da 'jeotermal' oldu. Maspo ile şu anda toplam yenilenebilir enerjide 40 MW’lık kurulu güce sahibiz. 

Yapılan yatırımlarla; şirketimizin bağlı olduğu Gürmen Group da tükettiği enerjinin daha fazlasını yenilenebilir kaynaklardan üretir duruma geldi. Hatta dünyanın yenilenebilir enerji ligi olarak kabul edilen RE100’e de kabul edilen ilk Türk şirketi olduk. Açıkçası bir Türk şirketinin e-bay, GM, Google gibi dünya devleri ile aynı platformda bulunması bizi gururlandırıyor. 

Gökkale Tarım şirketimiz; özellikle ülkemiz için stratejik öneme sahip tarım-hayvancılık sektöründe faaliyet gösteriyor. İlk olarak Kastamonu Devrekani’de süt ve besi hayvancılık tesisi Gökkale Çiftliği hayata geçirilirken tarımdaki yatırımları da önce Aydın Sultanhisar’da topraksız sera domates üretimi, Kuzey Marmara Bölgesi’nde ceviz üretimine yönelik ceviz bahçeleri kurulması ve ardından da yine Aydın’ın Karacasu ilçesinde Türkiye’nin tek tapudaki en büyük zeytin bahçesi kurulumu izledi. Gökkale Tarım günümüzde; kendi üretimini yapmış olduğu zeytinyağı, süt, tereyağı gibi farklı ürünleri, sağlıklı nesiller için tüketicilerle buluşturuyor. 'İyi tarım' ile daha temiz ve sağlıklı bir dünya için çalışıyoruz. 

Gürmen Teknoloji’yi 2017 yılında, grubumuzun teknolojik dönüşüm sürecinde Yıldız Üniversitesi Teknopark’ta kurduk. Teknoloji şirketimizle birlikte liderlik ettiğim dijital dönüşüm ajandamızı hayata geçirdik. Arkadaşlarımızla birlikte ‘Data is the new oil’ dedik ve veri odaklı, müşterimizi doğru tanımladığımız bir yapının temellerini attık. 

Biz şirketi kurarken kendi markalarımıza ve sektöre dijital projeler kazandırmanın yanı sıra doğru insan kaynağı ile çalışabilmeyi, gelişmeleri yerinde takip edip; teknoloji alanında yetenek yetiştirmeyi de hedefledik. Başarılı sonuçlar da alıyoruz, gelecek dönemde teknoloji şirketimizin katma değerinin yükseleceğine inanıyorum. 

Mobil satış ve akıllı algoritmalarla çeşitli öneriler sunarak mağazacılık alanında farklı bir bakış açısını markalarımıza kazandıran 'ChicApp - Mobil Mağazacılık'; global olarak tüm mağazalarımızın dijital ekranlarını merkezi noktadan yönetebilmeyi sağlayan 'Digital Signage' uygulamamız; müşteri davranışlarını daha iyi analiz edebilme ve mağaza konseptlerimizde bu bilgilere göre değişim yapabilme imkanı sunan, veri odaklı bir yönetim sergileme imkanı sağlayan 'Isı Haritası' uygulamamız Gürmen Teknoloji’nin geliştirdiklerinden yalnızca birkaçı… 

 

Gürmen Group’un yazdığı hikâyenin başlığını siz vermek isteseniz ne derdiniz? 

'Vizyonerlik ve tutkuyla yazılan bir başarı hikâyesi' derim. 

 

Türkiye’nin en önemli erkek moda markalarından biri dünyada bayrak gösteriyor. Kaç ülkedesiniz? Dünyada kaç mağaza var? 2019 ihracat rakamı nedir? 

Aslına bakarsanız; Gürmen Group’un kuruluş hikâyesi Avrupa’nın moda başkentlerinden Londra’ya uzanıyor. 1970’li yıllarda Londra’da bir hazır giyim atölyesiyle temelleri atılan grubumuz; sonrasında kurucularının doğduğumuz topraklara yatırım hedefiyle Türkiye’ye yönelmiş. 

İlk fabrikamız Kastamonu’da açılırken kurucularımız ve yönetim kurulu başkanımız Remzi Gür, rahmetli Hasan Doğan ve yine rahmetli Hüseyin Doğan’ın global marka kurma hayali ve vizyonuyla; 1985 yılında RAMSEY markamızın hikâyesi başlamış. Arkasından 1998 yılında Türkiye’nin ilk erkek giyim markalarından KİP’i de satın alarak daha geniş bir müşteri kitlesine erişebilir hale geldik. 

2000’li yıllara kadar önce üretim odaklı bir yapıdan toptana, ardından perakendecilik ve koleksiyon odaklılığa yönelen bir gelişim süreci yaşanmış. 2000’lerde Londra Regent Street’de açılan ilk yurt dışı mağazası ile markalaşma adına önemli bir adım atan perakende grubumuz; Türkiye’deki ilk konsept mağazasını 2005 yılında açtı. Baktığınızda grubumuz aslında yurt dışından yurt içine yöneldi. Sonrasında Türkiye’de AVM sayısının da artmasıyla perakendenin ve markalaşmanın hız kazandığı bir dönem başladı. 

 

Günümüzde; Türkiye başta olmak üzere Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Türkmenistan, Romanya ve Güney Afrika’nın da aralarında bulunduğu 20 ülkede 130 mağazada RAMSEY ve KİP markalarımız ile farklı coğrafyadaki erkeklere hizmet veriyoruz. 

Üretim tarafında ise Kastamonu ve Karabük Safranbolu’da bulunan iki fabrikamızda takım elbise, ceket, pantolon ve gömlekte yıllık 1.5 milyon adede ulaşan bir kapasiteye sahibiz. Bu kapasitenin yüzde 50-60’lık bölümü grubumuz markaları tarafından kullanılıyor. 

Günümüz dünyasında sadece üretmek değil; katma değerli, nitelikli üretim önem kazandı ve rekabette ancak bu tip yaklaşımlar öne çıkmanızı sağlıyor. Grup olarak kapasiteden öte tasarım odaklı, ürüne değer katan bir anlayışa da sahibiz. Fabrikalarımızda kapasiteyi verimli kullanarak, nitelikli ve değerli ürünler üretiyoruz. Kendi markalarımıza üretim yapmakla beraber, katma değeri yüksek ürünlerimizi pek çok global markaya ihraç ediyor, bu şekilde Türkiye ihracatının lokomotif sektörlerinden biri olan hazır giyim ihracatında önemli bir rol oynuyoruz. Avrupa’dan Asya’ya 25 farklı ülkeye kendi alanında lider dünya şirketlerine koleksiyon ihracatı yapıyoruz. 

 

Erkeğe değer katıyoruz
 

Moda ve teknoloji nasıl bir araya gelir? 

Moda ve teknoloji dışardan bakıldığında iki farklı alan gibi görünebilir ancak teknoloji moda-tekstil sektörü için çok değerli bir alan. Grubumuz erkek moda markaları RAMSEY ve KİP ile erkeklere moda sunuyoruz ancak teknoloji ve dijitalleşme de işimizin önemli bir parçası. Burada aslında değerli bir başlık var; inovasyon. 

'İnovasyon markalarımızın DNA’sında var' diyebiliriz. Çünkü inovasyon; 'erkeğe değer katan', 'onları iyi ve değerli hissettiren tasarımlar' sunma mottomuzu destekleyen bir konu. Ürünlere işlevsellik katma, ürünü anlamlı, katma değerli hale getirme ve kişiselleştirilmiş bir ürün deneyimi yaşatma, yaratıcılığı ateşleme anlamında teknolojinin moda endüstrisindeki varlığı güçleniyor. 

 

Yenilikçi ürün geliştirme anlayışımız çerçevesinde grubumuz Ar-Ge’ye büyük önem veriyor ve yaklaşık 25 kişiden oluşan Ar-Ge ekibimiz değişen moda dinamikleri, gelişen teknoloji ve erkeklerin beklentilerini güncel bir şekilde takip ederek inovatif ürünler, giyilebilir teknolojiler konusunda sürekli iş geliştiriyor. 

Türkiye’de katma değerli üretime büyük katkı sağlayacağına inandığımız Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri’nin desteklenmesine yönelik kanun kapsamında 2018’de 'Tasarım Merkezi' seçilen tasarım departmanlarımız özellikle giyilebilir teknolojiler, dijital dünyayı tasarım ile daha etkin şekilde bir araya getirme konusunda müşteri beklentilerini karşılayacak yenilikçi ürünler konusunda yoğun mesai harcıyor. 

Bu çalışmaları biraz örneklendirmekte fayda var. Bunlardan aslında en ünlüsü; üretim patentine de sahip olduğumuz normal bir takım elbiseye göre yüzde 50 daha hafif tasarımımız RAMSEY Zero Weight. AR-GE ekiplerimizin iki yıllık çalışma sonucu hayata geçirdiği bu inovatif tasarımımız; takım elbisenin şık ve formal duruşunu korurken erkeğe yüzde 50 daha hafif bir deneyim sunuyor. 

Bu yıl sonbahar-kış koleksiyonumuzda erkeklerle buluşturduğumuz ve erkeği daha uzun, daha fit gösteren Thin&Taller takım elbisemiz, gömlek kadar rahat hareket etmeyi sağlayan Shirt Shoulder ceketimiz, hareket kabiliyetini sınırlamayan, beli lastikli pantolonu ile formal görünümünden taviz vermeden mükemmel rahatlık sunan Performance takım elbisemiz, ter kokusunu hapseden gömlek, kırışmayan pantolon ve daha birçok inovatif ürünümüz Ar-Ge vizyonumuzun moda dünyasına kazandırılan örnekleri… 

 

Kişiye özel dikim
 

‘Kişiselleştirilmiş hizmet’ bu çağın kilit pazarlama sözcüğü. Siz dikimi kişiselleştirerek sektörde dikkat çeken bir hamle yaptınız. ‘Kalıpların dışında’yı anlatır mısınız biraz bize? Ne amaçladınız, nereden yola çıktınız ve nasıl yorumlar aldınız? 

Günümüzde 'kişiselleştirme' yükselen trend. Herkes kendini özel ve değerli hissetmek istiyor, bu yüzden kişiselleştirme altında yapılan çalışmalar daha da önemli hale geldi; yükselen kişiye özel dikim trendi daha da güçleniyor. Tüketiciler artık sadece bir ürün değil, deneyim, bir hikâye satın almak istiyor. 

RAMSEY olarak biz de 'kişiselleştirme' trendinin içselleştirilmesi adına 'kişiselleştirilmiş stil deneyimi' olarak nitelendirdiğimiz; aynı zamanda yeni nesil özel dikim hizmetimiz 'Made to Measure'ı hayata geçirdik. Made to Measure’da RAMSEY ile sahip olduğumuz inovasyon ve teknoloji gücünü moda ile buluşturduğumuz yenilikçi işlere bir yenisini daha ekledik diyebiliriz. Kişiye özel dikim hizmetimiz Made to Measure ile erkeklere kumaş, kalıp ile birlikte astar, düğme gibi aksesuarlarda da her detayında seçimlerine, zevkine uygun şekillenen ve üretilen takım elbise, ceket, palto, smokin gibi tasarımlar, kombinasyonlar sunuyoruz. Bu sayede standartları aşan, erkeğe kendi mükemmel stilini yaratma imkanı veren bir deneyim sunuyoruz. 

Bu süreçte RAMSEY özellikle fark yaratan, erkeğe değer katan, fonksiyonel fayda sağlayan yenilikçi kalıplarıyla Made to Measure’da ayrışıyor. 

 

RAMSEY Made to Measure; yüzde 50 hafiflik sağlayan Zero Weight, daha uzun ve fit gösteren Thin&taller, hareket kabiliyetini sınırlamayan mükemmel bir dinamizm sağlayan Performance gibi yenilikçi konstrüksiyonlar ve hassas üretim teknikleri gerektiren bir deneyim içeriyor. 

RAMSEY; el işçiliğini gelişen teknoloji dinamikleriyle harmanlayan yeni nesil Made to Measure deneyimini erkeklere; üç hafta gibi hazır giyim servisine çok yakın 

bir sürede sunabiliyor. Bunun ardında da teknoloji ve teknolojiyle gelen hızın yarattığı değer yer alıyor. 

RAMSEY Made to Measure hizmetinden erkeklerin yararlanması için İstinyePark, Zorlu Center ve Ankara’da Panora AVM mağazalarımızı ziyaret etmesi yeterli. 

Ayrıca Türkiye’de herhangi bir lokasyonda MTM süpervizörümüzden randevu alarak da bu hizmetten yararlanması mümkün. Henüz bu hizmetimizle genel bir duyuru yapmadan bile çok güzel dönüşler, yorumlar ve siparişler aldık. Sadece İstanbul da değil; Gaziantep, Adana, Kayseri gibi şehirlerden tavsiye ile siparişler aldık ve teslim ettik. Böylesine özel ve lüksü kişiselleştiren bir deneyim için erkeklerin yorumları çok olumlu… 

 

Yeni projeler var mı? 

Grubumuz; 2020’de de yatırımlarına devam edecek. Projeler açısından özellikle; 'mükemmel müşteri deneyimine odaklı'; 'online ve e-ticarette değer yaratan', 'dijitalleşme'nin ön plana çıktığı işlerin öncelikli olacağı bilgisini verebilirim. Gelişen teknolojilerin bir sonucu olarak rekabet gücünü artırmak için yeni iş modelleri geliştirmek, yeni teknolojileri iş süreçlerimize dahil etmek artık bir zorunluluk. Grup olarak tüm iş yapış süreçlerimizi birbiriyle uyumlu ve dijital hale getirecek şekilde aksiyonlarımızı alıyoruz. Tüm iş yapış süreçlerini dijital hale getirecek adımlar 2020 gündemimizin önemli bir başlığı. 

Diğer önemli bir konu başlığımız ve proje alanımız da sürdürülebilirlik olmaya devam edecek. Çevreye, insana, doğaya ve kültürel dokuya karşı sorumluluk anlayışıyla faaliyetlerini yürüten bir grubuz. Bu konuda uzun zamandır çalışmalar yürütüyoruz ancak net bir sürdürülebilirlik stratejisine sahip olmak için bu yıl daha çok enerji harcayacağız. Üretimden tasarıma, mağazalardan genel merkeze kadar; atık yönetimi, enerji tasarrufu, tedarikçi akreditasyonu, tasarımlarda daha fazla doğal içerik kullanımı gibi bir çok noktaya dokunacak başlıklardan oluşan bir gündemle en kısa zamanda 'sürdürülebilirlik stratejimizi' oluşturmayı hedefliyoruz. 

 

2000’li yıllarda grup enerji sektöründe adımlar atmaya başladı. Yenilenebilir enerji ile ilgili farkındalığı yüksek şirketlerden birisiniz. Dünya yenilenebilir enerji ligindesiniz. Maspo Enerji neler yapıyor? 

Maspo Enerji, 2010 yılında grubumuzun çevre dostu ve yenilenebilir enerji sektörüne yatırım yapma hedefiyle yola çıkan çok değerli bir şirket. 2017 yılında da ALA-1 JES 10 MW’lık jeotermal enerji santralımızı, bu yıl da ikinci faz santral yatırımımız ALA-2’yı işletmeye alarak; yenilenebilir enerji alanında toplam 40 MW kurulu güce ulaştık. Türkiye’nin en büyük ilk 10 jeotermal santral yatırımı arasına da girdik. Maspo Enerji; şu anda 12 bin 650 hektarlık jeotermal sahası ile yatırımlarımızın bulunduğu Manisa yöresinin en büyük ve verimli ruhsatına sahip olarak faaliyetlerini sürdürüyor. 

Şirketimizin yatırım yaptığı sahanın büyük bir potansiyeli ve kapasitesi var. Türkiye’nin en verimli ve değerli bu sahasında yeni yatırım alternatiflerini de ayrıca değerlendiriyoruz; santral yatırımlarımızın üçüncü fazı için fizibilite çalışmalarımız sürüyor. 

 

Maspo Enerji olarak hedefimiz; yüksek kapasiteli yatırımlar, nitelikli insan kaynağı, yenilikçi çözümlerle enerjide dışa bağımlılığı azaltarak, karbon emisyonunun azaltılmasına da katkıda bulunmak ve tüm bunların sonucunda da Türkiye’nin jeotermal enerjiden elektrik üretimi alanında lider şirket olmak. 

Maspo Enerji ile ayrıca bu yıl güzel ödüller de aldık. Bu yıl finansal piyasalar değerlendirme ödüllerinde dünyanın en prestijlileri arasında gösterilen '2019 Türkiye Bonds & Loans Ödülleri'nde iki ayrı kategoride ödüle layık görüldü. 'Yılın Enerji Projesi Finansmanı' kategorisinde ikincilik, 'Yılın Proje Finansmanı' kategorisinde ise üçüncülük ödülünün sahibi olduk. Yine bu yıl dünyanın önde gelen finans yayınlarından EMEA Finance tarafından düzenlenen EMEA Finance Awards 2018’de Orta ve Doğu Avrupa’nın 'En İyi Yeniden Finans Anlaşması' ve 'En iyi Yenilenebilir Enerji Anlaşması' ile iki ödül birden aldık. 

 

Dijitalleşiyor ve dönüşüyoruz
 

Biraz da teknolojiyi konuşalım: Teknopark’ta iki yıldır faaliyet gösteren bir teknoloji şirketiniz var. Ar-Ge’den, Ar-Ge yatırımlarından ve teknolojide verdiğiniz hizmetlerden bahseder misiniz? Buradan ana iş alanlarınızı nasıl destekliyorsunuz? Teknoloji tarafındaki vizyonunuz nedir? 

Yoğun rekabet ortamında artık en iyi ürünü, en iyi kalite ile üretmek ve iyi bir tedarik zinciri, lojistik yeterli değil. Hem müşterinizi iyi tanımak hem de daha veri odaklı olup bu veriyi iyi kullanmak farklılaşmak adına her zamankinden daha önemli. Biz de bu gereksinimlerden yola çıkarak yalnızca bir perakende şirketi değil, teknoloji ve perakende şirketi olabilmek adına 2017 yılında Yıldız Üniversitesi Teknopark’ta Gürmen Teknoloji’yi kurduk. Bugüne kadar yaklaşık 25 milyon TL’lik yatırımı hayata geçirdik. Sektöre de dijital projeler kazandırmak, doğru insan kaynağı ile çalışabilmek, gelişmeleri daha hızlı takip edip dışa dönük olmak adına kurduğumuz bir şirket bu. 

Şirketlerin teknoloji yönetimlerini farklı yapılarda ve ayrı bir şirket gibi yönetmelerinin de etkinlik kazandıracağı bir dönemdeyiz, bu yapıları doğru kurgulayan, yapay zekâ uygulamalarını etkin kullanan şirketler yakın dönemde daha büyük fark yaratacak. Gürmen Teknoloji bu anlamda grubumuz için önemli bir güç… 

Ve bu şirketimiz; 20 kişilik bir ekip ile çalışmalarını sürdürüyor. Hedefimiz teknolojiyi kullanarak daha hızlı, daha verimli, daha kaliteli işler yaparak fark yaratmak.. 

Gelişen teknolojilerin bir sonucu olarak rekabet gücünü artırmak için yeni iş modelleri geliştirmek, yeni teknolojileri iş süreçlerimize dahil etmek artık iş dünyası için bir zorunluluk. Grup olarak net bir 'Dijital Dönüşüm' stratejimiz var. Ve tüm iş yapış süreçlerimizi birbiriyle uyumlu ve dijital hale getirecek şekilde aksiyonlarımızı alıyoruz. Dijitalleşmeyi tasarımdan üretime, planlamadan mağazalarımıza farklı başlıklarda içselleştirdik ve bu süreci devam ettiriyoruz.