close
Share with your friends

KPMG Teknoloji Lideri Christian Rast, teknolojinin ve dijitalleşmenin iş dünyasında muazzam bir dönüşüm yarattığını söyledi. KPMG’nin müşterilerinin dijital dönüşümüne yoğun yatırım yaptığını belirten Rast, gelecek beş yılda teknolojiye 5 milyar dolar ayırdıklarını açıkladı. Rast, KPMG’nin teknoloji yolculuğunu ve müşterileri için yarattığı değeri KPMG Gündem’e anlattı.

 

Teknoloji dünyada tüm sektörleri yeniden şekillendiriyor. Bize dijital dönüşümü nasıl tarif edersiniz? 

Forrester’ın ünlü bir analistinin sözleriyle ifade etmek gerekirse; “Dijital dönüşüm sadece teknolojiyle ilgili bir konu değildir. Dijital dönüşüm, hızla değişmek, yalın operasyonlar yaratmak için teknolojiden faydalanmak ve insanları karmaşık görevler konusunda özgür bırakmak amacıyla hızlı ve çevik yollarla dijital alana öncelik veren faaliyet şekline doğru yapılan gerekli ve zorlu yolculuktur.’ 

Dijital dönüşüm tabii ki kendi içinde bir amaç değil; sağlam iş ilişkileri çerçevesinde niceliği ve niteliği pekiştiren bir olgudur. Bunun yanı sıra tümüyle yeni iş fırsatları yaratarak sektörleri dönüştürebilir. 

Örneğin medya sektörü… Artık ücretsiz ve gerçek zamanlı internetten ulaşılabilir olmasıyla son 20 yılda matbu baskıda yüzde 50’lik düşüş yaşandı. Bu gelişmeye ayak uyduran yayıncılar da artık içeriklerini e-gazeteler üzerinden sunmaya başladılar ki bu yayınlar günümüzde toplam tirajların yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. 

Ancak bu tür bir iş modeli hem teknolojiye hem çalışan gelişimine ekstra yatırım yapılmasını gerektiriyor. Diğer yandan, bu durum kazancın azalmasına neden oluyor zira birçok tüketici e-gazetelere ücretli üye olmak istemiyor. Sürdürülebilir dijitalleşme stratejisi daha bütünsel bir yaklaşım gerektiriyor. Yorucu ve manuel araştırma süreçlerinin yerini kısmen, değerli içerik ve arka plan bilgileri sağlayan web crawler’lar alabilir.  Çeviriler algoritmalar tarafından yapılıyor ve hatta yazarlar makine desteği alıyor ya da yerlerini tümüyle makinelere bırakıyorlar. 

Öte yandan mobil uygulamalar veya web portalları da müşterilerle doğrudan etkileşime geçme fırsatı sunan yeni satış kanallarını mümkün kılıyor. 

Tekrarlayan ve kurallara dayalı işlerin dijitalleştirilmesi insan emeğini atıl hale getirmez. Aksine kapasiteleri serbest bırakarak bunların insan etkileşimleri, yaratıcılık ve inovatif düşünme gibi alanlarda daha iyi kullanılabilmesine olanak tanır. Görüyorsunuz ki bu konu insan emeğinin yerini makinelere bırakmasından fazlasını içeriyor. İş modeline bütün olarak bir meydan okumaya, yani bireysel süreçlerin dijitalleştirilmesinin yanı sıra iş gücünün dijital olanaklara kavuşturulması ile sonuçlanan bir değer zinciri incelemesine de uzanıyor. Dijital dönüşüm aynı zamanda belli bazı ürün ve tekliflerin son bulmasını ve tamamen yeni iş modellerinin oluşmasını da beraberinde getirebilir. 

Dijital denetim deneyimi 

Teknoloji hayatımızın her alanında. Peki biz henüz teknolojinin neresindeyiz? 

Şu ana kadar mesleki hizmetler sektörü diğer sektörlere kıyasla dijitalleşmeden daha az etkilendi. Biz de odağında insan olan bir şirket olarak ciddi ölçüde çalışanlarımızın becerilerine güveniyorduk. 

Artık bu durum büyük ölçüde değişiyor. Denetim, vergi ve danışmanlık alanlarında yürüttüğümüz tüm faaliyetler giderek artan oranlarda teknoloji sayesinde gerçekleşiyor. Aynı zamanda müşterilerimiz, işletmelerinin dijital dönüşümü konusunda bize her zamankinden daha fazla danışıyor. 

Size birkaç örnek vereyim; 2017 yılında akıllı denetim platformumuz KPMG Clara’yı uygulamaya aldık. Bu platform sayesinde dünya genelindeki 87 bin denetçimiz ve paydaşlarımızın denetim deneyimini yeniden şekillendirdik. Yeni, sezgisel, teknoloji destekli bir arayüz ile gelişmiş iş birliği kabiliyetlerine sahip bu platform, denetim devam ederken paydaşların internet üzerinden gerçek zamanlı olarak etkileşime geçmesine imkân veriyor. 

Mevzuat Odaklı Dönüşüm çözümlerimiz sayesinde müşterilerimizin operasyonel gelişim kanalıyla risklerini optimize etmesine ve mevzuat uyum süreçlerinde otomasyona geçmesine yardımcı oluyoruz. Başta veri yönetimi ve raporlama gibi alanlarda olmak üzere çözümlerimiz, mevzuat uyum programlarından daha yüksek değer ve verim sağlıyor. 

Ayrıca vergisel ve yasal fonksiyonların dönüşümü için bilişsel yetiler, yapay zekâ ve makine öğrenimi becerileri gibi vergi teknolojilerine yoğun şekilde yatırım yapıyoruz ve bu teknolojiler de vergi ve hukuk alanındaki yöneticilerin ve departmanlarının mevzuat değişikliklerinin üstesinden gelmelerine, süreçleri ve veri yönetimini düzenlemelerine, gelişmiş raporlama işlemlerini deneyimlemelerine ve departmanlar arası etkin iş birliği oluşturmalarına yardımcı oluyor. 

Yapay zekâ ve analitikte lider 

Burada özellikle yapay zekâ, ileri analitik, akıllı otomasyon dahil gelişmiş ve gelişmekte olan teknolojiler ile 5G ve kuantum bilişim gibi gelişen teknolojilere ilişkin mükemmeliyet merkezimiz olan küresel KPMG Lighthouse ağına dikkat çekmek istiyorum. Dünya genelindeki 14 bini aşkın uzmanımız sayesinde müşterilerimize 600’ün üzerinde önceden hazırlanmış çözüm ile kişiye özel veri ve analitik ürün ve hizmetleri sunuyoruz. Forrester, HFS ve diğer küresel sektör analiz şirketleri son birkaç yıldır sürekli KPMG Lighthouse ağını şirketlere yönelik yapay zekâ hizmetleri, içgörü hizmetleri ve akıllı analitik yöntemleri gibi kilit kategorilerde lider olarak gösteriyor. 

KPMG olarak dijital dönüşümün mesleki hizmetler sektörüne yönelik muazzam etkilerinin bilincindeyiz. Bununla birlikte önümüzdeki fırsatların da farkındayız. KPMG bu yüzden kendisinin ve müşterilerinin dijital dönüşümüne yoğun yatırım yapıyor. Önümüzdeki beş yıl içinde mesleki hizmetlerin dijital dönüşümündeki lider pozisyonumuzu güçlendirmeye 5 milyar ABD doları ayırmayı planlıyoruz. 

Bir milyon saatlik eğitim 

Tüm şirketler yapay zekâ, veri analitiği, makine öğrenimi konuşuyor. Dijital dönüşüm teknoloji, ürünü yeni bir uygulamanın iş süreçlerine entegre edilmesi demek mi? Yoksa bir zihniyet ve kültür değişiminden mi söz etmeliyiz önce? 

Her ikisi de birbiriyle yakından ilişkili. Süreçlerin dijitalleşmesi ve manuel işlerin yerini makinelerin alması, bu makineleri kullanacak insanların devreye alınmasıyla aynı anda gerçekleşmelidir. Teknolojinin sunduğu tüm potansiyelden yararlanmak isteyen kişilerin teknolojiyi en iyi şekilde nasıl kullanabileceklerini bilmeleri gerekiyor. Bu yüzden KPMG’nin 5 milyar ABD doları değerindeki teknoloji yatırımının çok önemli bir kısmı çalışanlarımızın mesleki gelişimine ayrılmıştır. Florida, Orlando’da dünya standartlarında bir öğrenme ve inovasyon merkezi kuruyoruz. Ocak 2020 itibarıyla her hafta 800 şirket ortağı ve uzmanını KPMG Lakehouse’ta ağırlayarak bir milyon saati aşan bir kişisel öğrenme deneyimine öncülük etmeyi planlıyoruz. 

Kasım 2019’da da KPMG Bulut eğitimi programı dahilindeki ilk dersin açılışını yapmıştık. Bu programla çalışma arkadaşlarımızın bulut teknolojisini tümüyle anlamalarına yardımcı olmayı ve gerek şirket içi gerekse müşteri odaklı iş çözümleri geliştirme sürecinde bu araçlardan yararlanmayı amaçlıyoruz. Bulut teknolojisinden tümüyle yararlanmak için mevcut yerleşik araçların bulut sunuculara taşınmasından daha fazlasını yapmamız gerekiyor, doğrudan bulutun içinde çözümler geliştirmeye başlamalıyız. KPMG Bulut eğitimi programı, çalışanlarımızı teknoloji ortaklarımız tarafından sunulan kapsamlı bulut fonksiyonlarını kullanmaya teşvik ediyor. 

Şirket içinde veya müşterilerimizle birlikte yönettiğim tüm başarılı dönüşümlerin önemli bir ortak noktası vardı; teknolojinin uygulamaya alınması ve insanların bu anlamda yetkilendirilmesi eş zamanlı olarak ve iyi bir uyum içerisinde gerçekleşti. İşte başarıya giden yol bu! 

Teknoloji+altyapı+talep= Başarı 

Teknoloji ve dönüşümün olduğu her yerde yıkımdan da söz ediyoruz. Yıkıcı teknolojiyi fırsata çevirmek için ipuçları var mı? 

Bir örnek olarak otomotiv endüstrisini ele alalım; 2017 yılında dünya genelinde 79 milyonun üzerinde olan yeni araç kaydı sayısı 2019’da yaklaşık 75 milyona geriledi. Küresel pazar artık doygunluk seviyesinde ve hız veya yakıt tüketimi konusunda minimal iyileştirmeler eşliğinde piyasaya sunulan yeni modeller de yükselen bir satış trendi sağlamıyor. 

Aynı zamanda, elektrikli araç satışları 2016 ile 2018 arasında neredeyse üç katına çıktı. Bununla birlikte araç paylaşım piyasasının da büyüme kaydederek 2020 yılında dünya çapında 12 milyondan fazla kullanıcıya hizmet etmesini bekliyoruz. 

Peki o halde önde gelen Orijinal Ekipman Üreticileri bu dönüştürücü trendleri nasıl görüyor ve iş fırsatlarına çeviriyor? 

Büyük şirketler, start-up’lara göre daha düşük seviyede çevikliğe ve daha fazla risk bilincine sahip. Bu şirketler örneğin az gelişmiş e-altyapıları ve pazarlamaya uygun olmayan araç fiyatlarını beraberinde getiren yüksek üretim maliyetlerini dikkate alıyorlar. Ayrıca mevcut portföyleri yüksek getiri sağladığında özellikle isteksiz davranıyorlar. Henüz test edilmemiş teknolojilere yatırım yapıp dönüştürücü trendler yaratan ilk uygulayıcı kitlenin aksine bu şirketler önce dikkatle piyasa takibi yapıyorlar. Yani, uzun ömürlü ve uygun fiyatlı aküler olmadan akülü bir arabayı piyasaya sürmüyorlar. İşte bu yüzden Toyota elektrikli aracını küresel kitle pazarına sunmak için 2019’a kadar bekledi. 

Büyük şirketler sadece finansman değil aynı zamanda alanında uzman ve eşine az rastlanır yetenekler de gerektiren şirket içi Ar-Ge faaliyetlerine yatırım yapmak yerine gerekli teknolojik kapasiteyi başarıyla geliştiren start-up’ları satın almayı tercih ediyorlar. Örneğin Ford, sürücüsüz araçlarına yardımcı olabilecek algoritmalara ve robotik çözümlere ulaşabilmek için kısa süre önce savunma girişimcisi Quantum Signal’ı satın aldı. 

Yeni teknolojilere yatırım yapmak hem riskli hem de pahalı. Bu yüzden ben mutlaka bir iş ortağı bulunmasını öneriyorum. Almanya’nın rakip şirketleri BMW ve Daimler güçlerini birleştirerek araç paylaşımı alanına ve ortak mobilite çözümlerine 1 milyar euronun üzerinde yatırım yaptılar. Toyota ise yakıt hücresi sistemi geliştirmek üzere BMW ile iş birliğine gitti. 

Bana göre başarıya götürecek temel faktörler; etkinliği kanıtlanmış bir teknoloji, oturmuş bir altyapı ve kayda değer bir müşteri talebidir. Bu dış faktörler sürdürülebilir bir değer teklifini beraberinde getirir. 

Mesleki hizmetler sektöründe bu dış faktörler arasında fonksiyonel ve güvenli bir bulut altyapısının varlığı, etkin bulut tabanlı uygulamalar, yüksek nitelikli çalışanlar ve müşterilerin verilerini buluta taşıma yönündeki istekliliği yer alıyor. 

Bu çağda şirketlerin teknoloji stratejisi nasıl olmalı? Dönüşüm için ne öneriyorsunuz? 

Teknolojik değişim ve dönüşüm dönemlerinde güçlü iş ortaklıkları kurulması kilit bir başarı faktörüdür. KPMG, müşterilerinin iş süreçlerini derinden anlayan bir mesleki hizmetler şirketidir. Bahsettiğimiz süreçler dijitalleşmeden ciddi şekilde etkileniyor. Bu yüzden, bu konuda müşterilerimiz tavsiye için bize başvuruyor. 

Onları dijital yolculuklarında desteklemek için en son teknolojiye erişebiliyor olmamız gerek. Bunun için piyasanın önde gelen küresel teknoloji ve veri sağlayıcılarıyla çalışıyoruz. Şirketimiz yapay zekâ ve inovatif robotik çözümlerine, bulut altyapısına ve kuantum bilişime ulaşmamızı sağlayan güçlü bir iş birliği ekosistemine yatırım yapmaktadır. 

Bir Nikkei forumunda iş dünyasına, dijital dönüşümde kilit sözcüğün ‘eğer’ değil ‘ne zaman’ olduğunu söylemişsiniz. Bunu biraz açıklar mısınız bize? 

Dijital dönüşüm tüm sektörleri aynı anda etkilemiyor. Sohbetin başlarında örnek verdiğim medya sektörü, YouTube’un 2005’te ücretsiz video içeriği sunmaya başlaması ve ardından 2007’de Netflix’in online yayıncılığa başlamasıyla birlikte dijital dönüşümden erken dönemlerde etkilendi. 

Buna karşılık insan odaklı da denilen mesleki hizmetler sektörü ise henüz tam anlamıyla bu durumdan etkilenmiş değil. Ancak otomasyonla birlikte hizmetlerimizi sunuş şeklimiz değişip ürünlerimiz bir üst seviyeye taşınacak; yani böylece mesleki hizmetler sektörü ciddi bir dönüşüm yaşayacak. 

Çok nadir nitelikteki bazı niş pazarlar hariç ben tüm sektörlerin teknolojik ilerlemelerden yararlanacağından ve bunun sonucunda da yakın zamanda bir noktada köklü dijital dönüşümle karşı karşıya geleceğinden eminim. 

Güçlü iş birliği ekosistemi 

Teknolojiyle değişen, dönüşen, iş modellerini yıkıp yeniden kuran bir dünyada KPMG’nin görevi ne? 

Yaklaşık 130 yıldır KPMG olarak müşterilerimize büyüme, değişim veya yeniden yapılanma dönemlerinde çıktıkları yolculuklarda eşlik ediyor, değer zincirleriyle her açıdan ilgileniyoruz. Denetçileri olarak şirketlerinin yapısını ve iş süreçlerini derinden anlıyoruz. Vergi ve yönetim danışmanları olarak da onlar için güvenilir bir iş ortağıyız. 

Ayrıca 147 ülkede tüm sektörlere destek veren bir şirket olarak küresel anlamda ulaşılabilir bir konuma sahibiz. Öğrenme sürecini erken harekete geçen kitleyle birlikte geçirdik ve bugün geldiğimiz noktada dönüşüm yolculuklarının başında olan müşterilerimize bu deneyimi aktarma gücüne sahibiz. 

Güçlü iş birliği ekosistemimiz sayesinde müşterilerimize önde gelen teknolojilere ve 600’ün üzerinde önceden hazırlanmış veri ve analitik, yapay zekâ ve robotik çözümüne ulaşma fırsatı sunuyoruz. 

Bu arada 29 KPMG Ignition Center’dan birini mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum. Bu merkezler KPMG uzmanlarının ve müşterilerinin inovasyon kabiliyetimizi tüm boyutlarıyla tek bir yerde deneyimlemesine olanak sağlıyor. Ignition Center’lar müşterilerimizin sektörlerinde köklü dönüşüm yaratan unsurları daha iyi anlamalarına, yeni bakış açılarını benimsemelerine ve Tasarım Odaklı Düşünme gibi yöntemleri ve çığır açan veri, analitik ve yapay zekâ platform ve çözümlerini kullanma sanatından haberdar olmalarına yardımcı oluyor. 

Teknoloji şirketleriyle yaptığınız iş birliklerinden söz eder misiniz? 

Yapay zekâ, blok zinciri, bulut bilişim, bilişsel ve dijital iş gücü, veri ve analitik, siber güvenlik ve kuantum bilişim gibi teknolojik trendler müşterilerimizin sektörlerinde büyük değişiklikler yaratıyor ve dolayısıyla da dönüşüm projelerimizin önemli unsurlarını oluşturuyor. 

KPMG iş süreçleri konusunda derin bir bilgi birikimine sahiptir. Sürdürülebilir kurumsal stratejiler geliştirip bunların uygulanma aşamasına destek oluyoruz. Süreç uzmanlığımızın önde gelen küresel teknoloji şirketlerinin teknoloji portföyüyle birleştirilmesi anlaşma programımızın en ileri aşamasını temsil ediyor. 

Tüm önde gelen küresel teknoloji şirketleriyle iş birliğinde bulunuyor ve sürekli olarak iş ortağı portföyümüzü yeniden gözden geçirip gerektiğinde yeni anlaşmalar yapıyoruz. Anlaşmalı ortaklıklarımız aynı zamanda şirket içi çalışma ortamımızı modernize etmemizde de bize yardımcı oluyor. 2019’da güvenilir iş ortağımız Microsoft ile olan şirket anlaşmamızı yenilediğimizi duyurduk. Bu anlaşma Microsoft Teams dahil olmak üzere Microsoft 365 bulut tabanlı iş birliği ve verimlilik araçları setine erişmemizi sağlıyor. Aynı zamanda küresel bulut tabanlı platformumuzun temel direği olarak Microsoft Azure ve Azure AI yapay zekâ hizmetlerini de kullanıyoruz. Bu platform bulut tabanlı denetim kabiliyeti, vergi çözümleri ve risk yönetimi konularındaki en son yenilikler sayesinde KPMG’nin dijital ürün yelpazesini güçlendirecektir. 

Microsoft CEO’su Satya Nadella, Microsoft ile olan güvenilir ortaklığımızı şu sözlerle özetlemişti: “KPMG ile birlikte bulut, yapay zekâ ve güvenlik alanındaki en son gelişmeleri fazlaca düzenlemenin söz konusu olduğu yoğun vergi, denetim ve danışmanlık alanına taşıyarak sektörler genelinde dijital dönüşümü hızlandırıyoruz. Azure, Dynamics 365 ve Microsoft 365 ürünlerini kapsayan güvenilir bulut teknolojimizin gücüyle birleşen KPMG’nin derin sektör ve süreç uzmanlığı her iki şirketin üstün yönlerini ortaya çıkararak dünyanın dört bir yanındaki müşterilerin giderek daha karmaşık hale gelen bir iş ortamında daha çevik olmalarına yardımcı olacaktır.” 

Stratejimizin temelinde ‘güven’ var 

2020’li yıllarda KPMG ile çalışmak şirketlere ne kazandıracak? 

Önümüzdeki 10 yıllık dönemde, yeni coğrafi bölgelere açılan, yeni ürünler geliştiren ve inovatif teknolojilerden yararlanan şirketler giderek daha karmaşık bir hal alan süreçlerle karşı karşıya kalacaktır. Değişen veri koruma yasaları, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve jeopolitik gerilimler gibi piyasa güçleri bu karmaşıklığı artırarak sistemler ve araçlar açısından daha yüksek düzeyde bir cevap verebilirlik gerektiriyor. 

Dünya genelinde 219 bin uzmanıyla KPMG, bu zorlukları ele almaya ve müşterilerine çıktıkları bu yolculukta eşlik etmeye hazır. 

Bu arada akıllı denetim platformumuz KPMG Clara nın online olduğunu ve dünya genelindeki denetim işlerimizin hizmetine sunulduğunu duyurmaktan bilhassa gurur duyuyorum. 2017’de başlatılan bu platformla Big Four içerisinde denetim iş akışını buluta taşıyan ilk denetim şirketi olduk. Microsoft Azure teknolojisine dayanan ve otomatik, çevik, akıllı ve ölçeklenebilir bir platform olan KPMG Clara bir yandan müşterilerin denetim sürecine gerçek zamanlı olarak katılmalarına imkân tanırken diğer yandan da KPMG uzmanlarının daha akıllıca çalışmalarını, güçlü veri ve analitik kabiliyetlerini tek bir arayüze taşımalarını sağlıyor. 

KPMG Clara denetim kalitesini daha da artırıyor ve uygulamaya alınan yeni dijital gelişmeler eşliğinde denetim süreçlerinin teknoloji sayesinde sürekli olarak güçlendiği bir gelecek inşa edilmesine yardımcı oluyor. 

Müşterilerimize dijital yolculuklarında danışmanlık verirken müşteri odaklı ve tüm şirket genelini kapsayan bir yaklaşım izliyoruz. KPMG Connected Enterprise çerçevesiyle müşterilerimizin şirket genelindeki fonksiyonlarını birbiriyle bağlantılı hale getirmelerine yardımcı olarak kendi müşterilerine sundukları deneyimi iyileştirmelerini, iş hedeflerine ulaşmalarını ve yatırım getirilerine hız kazandırmalarını sağlıyoruz. Fonksiyonel dönüşüm çözümümüz olan KPMG Powered Enterprise ise derin fonksiyonel bilgi birikimimiz ile kanıtlanmış aktarım kabiliyetimizi bulut tabanlı teknolojilerle birleştirerek müşterilerimiz için sürdürülebilir bir değişim, yükselen bir performans ve uzun soluklu bir değer yaratmamıza imkân sunuyor. 

KPMG, vergisel ve yasal fonksiyonların mevzuat değişikliklerinin üstesinden gelmelerine, süreçleri ve veri yönetimini düzenlemelerine, gelişmiş raporlama işlemlerini deneyimlemelerine ve departmanlar arası etkin bir iş birliği oluşturmalarına yardımcı olmak adına bu fonksiyonların dönüşümü için bilişsel yetilere, yapay zekâ ve makine öğrenimi becerilerine daha fazla yatırım yapacaktır. 

Güven, KPMG nin kurumsal stratejisinin en önemli unsurudur. Müşterilerimizin güveni her bir projede kazanılması gereken değerli bir niteliktir. İşte bu yüzden güvenilirlik, güvenlik ve mevzuata uyum konularına büyük önem veriyoruz. Üstlendiğimiz tüm projelerde sektör uzmanlığımız ile iş süreçlerine ve mevzuat çerçevelerine dair derin bilgi birikimimizi anlaşmalı iş ortaklarımızın teknolojik kabiliyetleriyle birleştirerek müşterilerimize en iyi sonuçları sağlamak için çalışıyoruz.