close
Share with your friends

2020 yılına dair yapılan beklentiler, analizler ve planlar COVID-19 salgını ile birlikte anlamını yitiriyor. Dünya, ticarette korumacı eğilimlerin ABD-Çin anlaşmasının ardından sona ermesi ve Brexit sürecinin netlik kazanması ile birlikte iki önemli risk unsurunu geride bırakmışken ortaya çıkan salgın tüm önceliklerin giderek değişmesine sebep oldu.

Küresel büyümede halihazırda var olan aşağı yönlü baskılar, salgının yarattığı etki ile önlenemez bir krizin sinyallerini veriyor. Durumla baş etmeye çaba sarf eden hükümetler, eşi benzeri görülmemiş para ve maliye politikası adımlarıyla sorunları hafifletmeye çalışıyorlar. Küresel tedarik zincirindeki bozulma ile başlayan ve devamında artan vaka sayılarıyla birlikte topyekün bir karantina ortamına evirilen süreç çok büyük maliyetler yaratacak. Önce arz, sonra da talep tarafındaki bozulma daha önce benzerine belki de hiç rastlanmamış bir süreci tetikliyor. Artık, dünyanın en büyük ekonomilerinin resesyona gireceği, buna karşın likiditenin anormal seviyelere çıkacağı ama risk algısındaki bozulma sebebiyle likidite mobilitesinin sınırlı kalacağı bir dünyaya adım atıyoruz.

Türkiye ise geçtiğimiz yılın son çeyreğinden itibaren göstermeye başladığı olumlu performansı yılın geri kalanında küresel virüs sarsıntısı sebebiyle sürdürmekte zorlanacak. Yılın ilk çeyreğindeki veriler, Mart ayı sonunda bazı aşağıda yönlü öncü değişimler haricinde olumlu bir tablo ortaya koyuyordu. Ancak piyasaların, güvenli liman arayışı ve paranın başta ABD olmak üzere gelişmiş ekonomilere dümen kırması kırılganlığı artırıyor; bozulan arz ve talep dengelerinin yarattığı etki, pek çok yerel üretici ve hizmet sağlayıcıya zorlu günler yaşatacak.

Salgın sürecinde hasar seviyelerinin en aza indirilmesi büyük önem taşıyor. TL’deki istikrarlı seyrin sürmesi, enflasyon ve faizler genel seviyesi görünümü açısından oldukça mühim. Yılın geri kalanında görünümün ve ana makroekonomik verilerin nasıl gerçekleşeceği salgının kontrol altına alınma süreci ile alakalı olacak. Süreç ne kadar erken biterse hasar tespitinin o kadar çabuk yapılmasını ve toparlanma sürecinin de o denli hızlı başlamasını bekliyoruz.