close
Share with your friends

Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu ile 2020’de 65’inci yaşını kutlamaya hazırlanan dünya markasının hedeflerini ve stratejisini konuştuk. Dijital dönüşümden dünyaya damga vuran yatırımlara, orta sınıfın yükselişinden Beko Yolu’na uzandık. İklim değişikliği farkındalığı için zirvelere tırmanan Bulgurlu’dan Everest macerasını dinledik

Geçen yılın sonunda Romanya’da yeni bir fabrika açtınız. Yakın ve orta vadedeki büyüme hedeflerinizden bahseder misiniz Türkiye ve dünya ölçeğinde?

ABD’den Tayvan’a, Rusya’dan Güney Afrika’ya, İngiltere’den Avustralya’ya uzanan geniş bir etki alanımız var. Şirketimiz, global büyümesini sağlamlaştıran adımlar atmaya devam ediyor. 150’ye yakın ülkede 12 marka ile faaliyet gösteriyoruz. Arçelik olarak, buzdolabından çamaşır makinesine, fırından küçük ev aletlerine ve TV, eğlence sistemlerine kadar geniş ürün gamımızla tüketicilerin hayatlarını kolaylaştıran çözümler sunuyoruz. Beko markamız, Avrupa’da solo beyaz eşya pazarının, İngiltere’de toplam pazarın lideri. Romanya’da Arctic Güney Afrika’da Defy, Pakistan’da Dawlance markalarımızla yine pazar lideri konumundayız.  Lider olduğumuz pazarlarda konumumuzu güçlendirirken, küresel büyüme stratejimiz kapsamında organik ve inorganik büyüme fırsatlarını da değerlendiriyoruz. 

Büyük potansiyele sahip Hindistan pazarında Voltas Beko markalı ürünlerimizle satışa başladık. Romanya’da sanayide dijital dönüşümün en gelişmiş standartlarında üretim yapan yeni çamaşır makinesi fabrikamız faaliyete başladı.

İpek Yolu üzerinde bir “Beko Yolu” oluşturmayı hedefliyoruz. Güneydoğu Asya’da dağıtım ağımızı genişleterek ciro büyümemizi güçlendirmeyi amaçlıyoruz.

ABD pazarında ise Beko ile daha geniş müşteri kitlesine hitap edecek ürünlerimizin sayısını artırmayı planlıyoruz.

Geçtiğimiz yıl Dubai’de yeni satış organizasyonumuzu hayata geçirdik, bu yıl Ortadoğu ve Afrika’da yeni satış ve pazarlama ofisleri ile bölgedeki varlığımızı güçlendirmek istiyoruz.

Türkiye’de de yeni nesil mağaza sayımızı ve ürün çeşitliliğini artırarak güçlü markalarımızla liderliğimizi sürdürmeyi hedefliyoruz.

Beko Yolu projesinde hedefiniz ne? Beko Yolu’nda hangi ülkeler var? Siz hangi ülkelerde varsınız?

Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” diye tanımladığı İpek Yolu’nun türevi olan bir projesi var. Proje kapsamındaki ülkelere altyapılarını geliştirmeleri için sermaye transferi yapıyorlar. Bunu borç olarak veriyorlar ama rakam, İpek Yolu üzerindeki ülkelerin çok hızlı büyümesini sağlayacak kadar önemli. Çin, o pazarlardan denize ulaşabilmek, enerji koridorları yaratabilmek ve diğer taraftan kendi jeopolitik güvenliğini sağlamak için bunu yapıyor. Diğer taraftan Çinli şirketlere de iş yaratabilmeyi amaçlıyor.

Beko Yolu’nda Pakistan, Hindistan, Çin, Tayland, Vietnam, Endonezya var. İpek Yolu’nun bir ucunda da biz varız. O bölgeyle çok kuvvetli bir ticaret kültürümüz var. Dolayısıyla zaman içinde o bölgede güçlenmeyi istiyoruz. Biz “Bir Kuşak Bir Yol”u Beko Yolu olarak değiştirdik. Tüm stratejimizi bunun üzerine kurguladık. Zamanla diğer ülkelerde de olacağız. İpek Yolu üzerindeki her pazarda pazar liderliği veya ilk üç oyuncudan biri olmayı hedefliyoruz. Türkiye’den Çin’e kadar faaliyetlerimizi artırarak devam edeceğiz.

Çin ve Hindistan’ın Arçelik için stratejik önemi nedir?

Dünya nüfusunun yarısından fazlası artık orta sınıf. Bu sayı hızla artmaya devam edecek. Orta sınıftaki artışın önemli kısmı; bizim de son dönemde pozisyon aldığımız Yakın Doğu ve Asya-Pasifik pazarlarından geliyor. Bugün dünyadaki orta sınıfın yüzde 20’si bu bölgede. Bu rakam 10 yıl sonra yüzde 60 olacak.

Son beş yılda; Tayland, Pakistan, Malezya, Vietnam ve Endonezya’da atılımlar yaptık. Yeni üretim tesisleri kurduk, satış şirketlerimiz kısa sürede mesafe kat etti.

Çin, yatırım odağımızın önemli bir parçası. Bir çamaşır makinesi fabrikamızın bulunduğu Çin, dünyanın en rekabetçi pazarları arasında yer alıyor ve hızla zenginleşiyor. Halk zenginleştiği için de ortalama fiyatlar yukarıya gidiyor. Çin’de Beko’yu çok üst bir segmente konumladık çünkü oradaki fiyatlarla rekabet etmemiz mümkün değil. Karlı operasyonumuz hızla büyümeye devam ediyor.

Şirketimizin global büyüme stratejisi kapsamında Hindistan’ın da önemli bir yeri bulunuyor. Ülkenin önde gelen şirketler grubu Tata bünyesinde faaliyet gösteren Voltas ile kurduğumuz ortak girişimle Voltas Beko markalı ürünleri Hindistan pazarında satışa sunduk. Geçen sene Gujarat eyaletinde temellerini attığımız buzdolabı fabrikasını ise yakın zamanda faaliyete almayı planlıyoruz.

Avrupa da çok önemli bir pazar. Avrupa’da ne gibi fırsatlar var, planlarınız neler?

Çetin rekabete sahne olan Avrupa beyaz eşya pazarında Beko ile solo segmentin liderliğini üstlenmeye devam ediyoruz. 2018 yılında en büyük pazarlarımızdan Avrupa’da pazar payımızı ve kârlılığımızı yükselttik. İngiltere, Polonya gibi güçlü olduğumuz pazarlarda yeni kanallar ve ankastre, küçük ev aletleri, premium ürünler gibi segmentlere odaklanarak konumumuzu daha da sağlamlaştırmak temel hedefimiz.

Dijitalleşme kapsamında gerçekleştirdiğiniz ve gerçekleştireceğiniz projelerden bahseder misiniz?

Arçelik olarak nesnelerin interneti, yapay zekâ, makine öğrenimi, veri madenciliği, robotik teknolojiler ve artırılmış gerçeklik gibi alanlara odaklıyız. Üretimdeki dijital dönüşüm projelerimizin başında Çerkezköy Elektronik Tesisimiz ve Romanya’daki akıllı fabrikamız geliyor.

500 milyon lira yatırımla hayata geçirdiğimiz Çerkezköy’deki televizyon fabrikamızda yıllık TV üretim kapasitemizi 3,2 milyon adete çıkardık. İhracat üssü olarak konumladığımız bu tesisteki üretimimizin yüzde 65’ini 48 ülkeye ihraç ediyoruz.

Romanya’da ise ürünle iletişim kurabilen, tüm yazılımları Türk mühendisler tarafından geliştirilen robotlar ile dünya standartlarında üretim yapma yetkinliğine sahip bir tesisi hizmete açtık. Akıllı fabrikamız Avrupa’nın beyaz eşyada önemli bir üretim üssü olacak.

Dijitalleşmeye sadece üretimde değil çalışma alanlarımızla paralel olarak pek çok farklı noktada temas ediyoruz. Hanelerin dijital çözüm ortağı olma hedefiyle; dönüşümü üretimden satış sonrası hizmetlere kadar bütün değer zincirimize yaygınlaştırıyoruz.

Türkiye’de çoklu kanal (Omni Channel) adını verdiğimiz projeyi hayata geçirdik. Müşterimize her kanalda mükemmel deneyimi yaşatma hedefiyle mağazalarımızı dijitalleştiriyoruz. Ürünlerimiz de dijital dönüşüm yolculuğuna eşlik ediyor. Türkiye’de tüketiciyi akıllı ve bağlı teknolojiler ile tanıştırıyoruz. 

Halen 17 Ar-Ge merkeziniz bulunuyor. 2020’de kurmayı planladığınız yeni Ar-Ge merkeziyle ilgili planlarınız neler?

Arçelik olarak toplamda 17 Ar-Ge merkezimiz ve bin 500 Ar-Ge çalışanımız bulunuyor. Dünya Fikri Haklar Örgütü’nün En Çok Uluslararası Patent Başvurusu yapan şirketler sıralamasında 67’nci sıradayız. Bu listede ilk 100’de yer alan tek Türk şirketiyiz.

Yeni bir Ar-Ge merkezi projesi üzerinde çalışıyoruz. Gerekli izinlerin alınmasının ardından gelecek yıl merkezin kurulumuna başlamayı hedefliyoruz. Bu merkezde sensör geliştirme işine odaklanmayı da planlıyoruz.

2019 ajandanızın önemli maddeleri neler? 2019’da odaklandığınız ana konular neler?

Ana pazarlardaki faaliyetlerimizi, özellikle beyaz eşyada ankastre ve premium segmentlerinde, diğer yandan küçük ev aletlerinde güçlendirmeyi, yeni pazarlarda organik ve inorganik büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi, ürün portföyünü özellikle akıllı ve bağlı çözümlerle yüksek kalite anlayışından taviz vermeden genişletmeyi hedefliyoruz. Yeni yatırım fırsatları ve her alanda uygulayacağımız dijital dönüşüm projeleri ile küresel organizasyon etkinliğimizi de daha üst seviyelere çıkarmak istiyoruz. 

Arçelik’te iş etiği ilkeleri ile uluslararası kanun ve düzenlemelere uyum konusuna verilen önemin çalışanlarınız ve iş ortaklarınızla olan ilişkilerinizde şirketinize ne gibi avantajlar sağladığını düşünüyorsunuz?

Etik kuralların işleyişi ve sağlıklı bir şekilde uygulanması Arçelik bünyesinde oluşturulmuş Etik Kurul aracılığıyla gerçekleşiyor. Tüm paydaşlarımızdan, iş etiği kuralları ve bu kuralları destekleyen tüm uygulama prensiplerine uymasını bekliyoruz. Böylece sahip olduğumuz ekosistem, Arçelik’in küresel düzeyde her geçen gün gelişen ve büyüyen yapısı ile beraber büyüyor. Bu kuralların düzgün şekilde uygulanması sayesinde iş ortaklarımız sürdürülebilirlik performansımızı artırıyor, böylece dünyamız için beraber değer yaratıyoruz.

İklim değişikliği için tırmanmaya devam

2020 sürdürülebilirlik hedefleriniz arasında çevrenin önemli bir yeri var. Çevre konusundaki planlarınız neler?

Arçelik olarak “Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonumuz kapsamında stratejimizin ve iş modelimizin vazgeçilmez parçası olan sürdürülebilirlik alanında öncü ve yenilikçi uygulamaları hayata geçiriyoruz.

Bu kapsamda 2016 yılında stratejilerimizi Birleşmiş Milletler’in 2015’te yayımladığı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile uyumlu hale getirdik ve sürdürülebilirlik önceliklerimiz doğrultusunda 2020 hedeflerimizi belirledik. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerimiz doğrultusunda attığımız bu adımla, paydaşlarımızın sürdürülebilirlik performansımızı somut hedeflerle takip edebilmelerine olanak tanıyor, böylelikle daha sorumlu ve etkili uygulamaları hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Türkiye, Romanya, Rusya ve Çin operasyonlarımızda, ürün başına enerji tüketimini 2010 baz yılına göre yüzde 45,59 oranında azaltarak 2020 hedefini, 2018 yılı sonu itibariyle gerçekleştirdik. Bu nedenle 2018 yılında Sürdürülebilirlik Raporu kapsamına dahil edilen Güney Afrika operasyonları, bu hedef kapsamına da alınarak, 2018 performansı yüzde 40,22 olarak raporlandı.

2018 yılında ürün başına su çekimini yüzde 48 azaltıp, 2020 hedefimiz olan yüzde 38’e ulaşma başarısını gösterdik. Türkiye, Romanya, Çin, Rusya ve Güney Afrika operasyonlarındaki ürün başına tehlikeli atık miktarını ise 2018 yılında 2012 baz yılına göre yüzde 34 oranında azaltarak 2020 hedefine başarıyla ulaştık.

Sürdürülebilirlik vizyonunuz kapsamında iklim değişikliğinin etkilerine dikkati çekmek için son sekiz yılda dünyanın en yüksek zirvelerine tırmandınız. Son olarak Everest'e çıktınız. Hazırlık ve tırmanış süreçlerini anlatabilir misiniz?

Everest Dağı’na tırmanış için hazırlık sürecim 2018 yılı Ağustos ayında başladı. Everest’e tırmanmadan önce Arçelik’teki çalışma arkadaşlarımla Aralık ayında Erciyes Dağı’na, sonrasında da Güney ve Kuzey Amerika’nın en yüksek dağı Aconcagua’ya tırmandık.

Hazırlık süresinde disiplini en yüksek seviyede tutmam başarımda kilit rol oynadı. Her sabah yaptığım antrenmanlarla kendimi fiziksel ve zihinsel olarak hazırlamaya çalıştım.

Bunun yanı sıra zorlu dağ koşullarına uyum için çok dengeli bir diyet programı uyguladım. Bu süreçte Everest hakkında birçok kitap okudum ve tırmanış konusunda uzman kişilerden dağ koşullarıyla ilgili bilgi aldım, tırmanış idmanları gerçekleştirdim. Everest’e normal bir tırmanış için ortalama 12-16 hafta gerekiyor. Tırmanıştan önce iki ay boyunca her gün kullandığım oksijen çadırı sayesinde yüksek rakımlardaki oksijen seviyesini deneyimleyerek dağ koşullarına hazırlandım.

Tırmanış sırasında karşılaşacağınız zorluklara karşı koyabilmek için fiziksel hazırlığın ötesinde zihinsel olarak da her aşamada hazır olmanız gerekiyor. Zihinsel olarak güçlü kalabildiğiniz sürece fiziksel zorlukların da üstesinden gelebiliyorsunuz. Dağda 7 bin metrenin yukarısında ay koşulları var. Oksijensiz hayatta kalma şansınız yok ve yaralarınız çok zor iyileşiyor. Yolculuğumuz boyunca dağda bizimle birlikte hareket eden Şerpalar’ın da yardımlarını unutamam. Onlar olmasaydı bu başarıya ulaşamazdım.

Bundan sonraki hedefiniz nedir peki?

İklim değişikliği konusunda farkındalık yaratmak için çalışma arkadaşlarımızla doğada olmaya ve bu tür etkinlikler düzenlemeye devam edeceğiz.