close
Share with your friends

KPMG Türkiye, Danışmanlık bölümünü yeniden yapılandırdı. Hem danışmanlık kadrosunda hem hizmet alanlarında çıtayı yine yükseltti. KPMG Türkiye Başkanı Murat Alsan ve Danışmanlık bölümünün başkanlığını üstlenen Müşfik Cantekinler, bu güçlü hamlenin hikayesini anlattı. İki tarafın da yeni yapılanmaya bakış açısının odağında 'daha çok değer üretmek' var

KPMG Türkiye’nin Danışmanlık bölümünde güçlü bir yenilenme oldu. Sektörde nasıl bir dönüşüm var neden bu yapılanmaya ihtiyaç duydunuz?

Murat Alsan: Bu konunun bir global tarafı var bir de Türkiye tarafı var. Global tarafı şöyle; KPMG önümüzdeki üç yılda yani 2022’ye kadar yüzde 50’lik global bir büyüme hedefliyor. Bütün ülkeler de buna paralel hareket ediyor.

 

Türkiye’de çok güçlü denetim, danışmanlık, vergi departmanlarımız vardı. Ama bu yüksek büyümeye cevap verecek alan olarak danışmanlığı belirledik. Farklı hizmetler, müşteri için daha çok değer yaratma şansı daha mümkün danışmanlık tarafında. Biz de kendi ekibimizi tamamlayabilecek bir başka ekibin arayışına çıktık. O sırada da Müşfik Bey ve ekibiyle karşılaştık. Bütünleştiren birbirinin eksiklerini tamamlayan bir hareket olduğunu düşünüyoruz. Sayı olarak da büyük bir ekip olduk. Çok daha güçlü bir şekilde Türkiye’ye hizmet vermeye devam edeceğiz. Türkiye’deki yapıya böyle bir katkısı olacak bu katılımın.

 

Yeni hizmet alanlarımız var özellikle birleşme ve satın alma, sermaye ve borç yapılandırması tarafında. Teknolojide çok iyiyiz yeni hizmetlerle güçlendiriyoruz. Bunlarla KPMG’nin hizmet alanları da genişledi. 

Yani danışmanlık tarafında bir hareket öngörüyorsunuz? Nasıl bir değişim var o tarafta?

MA: Öncelikle çok yıkıcı bir teknoloji dönüşümü var. Bütün araştırmalarda kendini gösteriyor. Teknoloji dünyanın ajandasında. Teknoloji şirketleri diğer büyüklük olarak, hacim olarak, ciro olarak bütün konvansiyonel şirketleri geçti. İş yapma modelleri değişti. Türkiye de bundan etkileniyor. Tüm müşterilerimiz iş modellerini, yeni teknoloji, yeni bakış açısına uygun hale getirmeye çalışıyor. Biz de global tecrübemiz, yatırımlarımız, alanında uzman arkadaşlarımızla taleplere ve teknoloji ihtiyacına yanıt veriyoruz. Bu yapılanma onun sonucu aslında.

 

Ayrıca Türkiye ekonomisi de geçiş sürecinde. Burada da yapısal değişiklikler var. Hem verimlilik hem yurt dışına açılma tarafında değişen taleplere de cevap vereceğiz. Bunlar en çok danışmanlık bölümümüze fırsat doğuruyor. Yılın başında vergi bölümüzde güçlü bir adım atıp sektörün duayen isimlerinden Şaban Erdikler ve ekibini KPMG Türkiye ailesine kattık. Şimdi de danışmanlıkla devam ediyoruz. 

Bu hikayenin parçası olmak istedik

Müşfik Cantekinler: Teknoloji gerçekten başlı başına ayrı bir olay. Diğer yandan dünyada şu anda yaşanan sermaye ve borç hareketleri, ekonomilerdeki dalgalanmalar, ticaret savaşları, Türkiye’nin jeopolitik konumu, Suriye etkisi yüzünden danışmanlık bölümünün diğer alanlarında da değişik iş fırsatları çıkıyor. Konvansiyonel işlerde de fırsatlar var. Birçok firma sahibi, firmasının bir kısmını satmak veya başka bir alana yatırım yapmak istiyor. Buralardaki birleşme satın alma işlemlerinde çok değerli hizmet üretiyoruz. Bunun yanında geçen yıl yabancı para borçla devalüasyona yakalanmış çok fazla şirket var. Bunların yeni bir borç ve sermaye yapılanmasına gitmesi gerekiyor. Operasyonları çok iyi olsa bile finansal sorunlar şirketlerin belini büküyor. Bu noktalarda bizler devreye girerek bankalarla şirketler arasında tampon görevi görüyoruz. Daha iyi kredi olanakları sağlanabilir mi kredi yapısı değiştirilebilir mi buralarda çalışıyoruz. Şirketine hissedar almak isteyenler, Türkiye’de yatırım yapmak isteyen yabancı hala var, onlara Türkiye’de hedefleyebilecekleri sektör ve şirketleri belirliyoruz. KPMG’nin böyle bir büyüme ödevi varken danışmanlık bölümüne yatırım yapması çok makul görünüyor. Zaten piyasada çok iyi bir yerde olan KPMG, yeni katılımlarla çıtayı daha yukarı taşıyor. 

Müşfik Cantekinler: Teknoloji gerçekten başlı başına ayrı bir olay. Diğer yandan dünyada şu anda yaşanan sermaye ve borç hareketleri, ekonomilerdeki dalgalanmalar, ticaret savaşları, Türkiye’nin jeopolitik konumu, Suriye etkisi yüzünden danışmanlık bölümünün diğer alanlarında da değişik iş fırsatları çıkıyor. Konvansiyonel işlerde de fırsatlar var. Birçok firma sahibi, firmasının bir kısmını satmak veya başka bir alana yatırım yapmak istiyor. Buralardaki birleşme satın alma işlemlerinde çok değerli hizmet üretiyoruz. Bunun yanında geçen yıl yabancı para borçla devalüasyona yakalanmış çok fazla şirket var. Bunların yeni bir borç ve sermaye yapılanmasına gitmesi gerekiyor. Operasyonları çok iyi olsa bile finansal sorunlar şirketlerin belini büküyor. Bu noktalarda bizler devreye girerek bankalarla şirketler arasında tampon görevi görüyoruz. Daha iyi kredi olanakları sağlanabilir mi kredi yapısı değiştirilebilir mi buralarda çalışıyoruz. Şirketine hissedar almak isteyenler, Türkiye’de yatırım yapmak isteyen yabancı hala var, onlara Türkiye’de hedefleyebilecekleri sektör ve şirketleri belirliyoruz. KPMG’nin böyle bir büyüme ödevi varken danışmanlık bölümüne yatırım yapması çok makul görünüyor. Zaten piyasada çok iyi bir yerde olan KPMG, yeni katılımlarla çıtayı daha yukarı taşıyor.

Hizmetlerimizle ayrışacağız

Bu süreçte yol haritanız nedir, neler yapmayı planlıyorsunuz?

MA: Yeni ortaklarımız şirkete hızla adapte oluyorlar. Sadece ortaklar değil onlarla çalışacak ekibi de büyütmek gerekiyor. Orada çok fazla hareket yapıyoruz. Sonuçta bütün ekibi büyütüyoruz. Planladığımız gibi giderse birkaç ay içinde danışmanlık tarafında yaklaşık 300 kişilik bir ekibimiz olacak. Şu anda önceliğimiz, piyasada ihtiyaç duyulan yeni hizmetleri en kaliteli şekilde global network’ü de kullanarak müşterilerimize sunmak. Biz sektörde yüksek standartlı hizmetlerimizle ayrışacağız.

Önce teknoloji. Teknolojinin bütün iş kollarında bütün iş alanlarında yaygın şekilde kullanılmasına destek olmak istiyoruz. Bir suistimal inceleme alanımız var artık, ağırlıklı olarak teknoloji kullanılan bir alan. Suistimal teknoloji kullanarak yapıldığı için onu inceleyenler de teknoloji kullanmak zorunda.

Birleşme satın alma işlemlerinin önümüzdeki dönemde Türkiye’nin gündeminde çokça yer alacağını düşünüyoruz. Bunlara çalışacağız.

 

Gayrimenkul değerlemesi, gayrimenkul işlemleriyle ilgili incelemeler gibi işlerde çalışmak istiyoruz. Gayrimenkul işlemleri birleşme ve satın almaların olmazsa olmaz parçası. Doğru değerleme çok önemli. Dolayısıyla hem değerlemeyi hem gayrimenkul danışmanlığını hizmetlerimize eklemek istiyoruz.

 

Sermaye ve borç yapılandırması hizmeti veriyorduk orayı büyütüyoruz. Borçların yeniden yapılandırılması, sermaye ve risk yönetimiyle ilgili alanlarda güçlendik.

Şirketini büyütmek isteyen yöneticiler ya da işini büyütmek isteyen şirketler için tüm finansman imkanlarını sunabilecek bir danışmanlık ekibi kurduk. İsterse halka arz yapabilir, isterse ortak alabilir, isterse şirketi satabilir veya banka kredisi kullanabilir, tahvil çıkarabilir… Finansmanla ilgili tüm enstrümanları müşterilerimize sunuyoruz.

 

MC: Ben de ekleyeyim, finansman yöntemleri çeşitli, birleşme ve satın alma da aslında bir finansman yöntemi, gayrimenkul satışı veya yatırım da öyle. Kurumsal finansman ve yönetim danışmanlığı alanlarında her başlıkta hizmet vermek istiyoruz.

 

MA: Aslında danışmanlığın her alanında değer üreten çözümler sunuyoruz. Bu sadece şirketlerin büyümesi değil Türkiye’nin çok ihtiyacı olan ekonominin de canlanması için önemli. Toplamda baktığımızda Türkiye ekonomisine çalışıyoruz. 

KPMG Türkiye içinde bir teknoloji merkezi kuruluyor. Ne olacak burada, nasıl bir hizmet vereceksiniz?

MA: Şirketimizde birkaç departmanın kendi teknoloji laboratuvarları var. Şimdi KPMG’nin bir katında bütün bu laboratuvarları toplayıp hem çalışanlarımız hem müşterilerimiz için bir teknoloji hub’ı yaratacağız. SAS ve Microsoft gibi teknoloji firmaları ile iş birliği yapıyoruz. Merkezimiz önümüzdeki birkaç ay içinde tamamlanacak. Bu merkezde KPMG’nin ve teknoloji paydaşlarının hizmetlerini, ürünlerini müşterilerimize uygulamalı olarak göstereceğiz. Yapay zeka, siber güvenlik gibi alanlardaki çözümlerimizi daha somut halde anlatacağız. 

Tüm çözümler tek çatı altında

Önümüzdeki dönemde danışmanlıkta yıldızı parlayacak hizmetler var mı?

MC: Kurumsal finansman tarafında her zaman hareket var. Dolayısıyla birleşme satın alma büyüyebileceğimiz, fırsat gördüğümüz alan. Şüphesiz, ana başlık teknoloji ve hayli de katmanları var. Teknolojik danışmanlık bence gelecek vadediyor. Ama geleneksel hizmetler de devam edecek. Mesela değerleme her zaman olacak. Ya da birleşme ve satın almada yapılan due diligence, özel incelemeler… Bunlar her zaman çok değerli.

Biz aslında bu yapılanmayla danışmanlığın tüm alanlarında hizmet verebilen bir yapıya geçtik. İş dünyasının ya da kamunun ihtiyaç duyduğu her hizmeti tek çatı altında sunabiliriz.

 

MA: Uluslararası standartlardaki değişiklikleri de saymak gerekir. Çok ciddi danışmanlık ihtiyacı doğuyor. Çünkü dünya, teknolojinin de bu kadar içeri girmesiyle daha karmaşık standartlara gidiyor. Karmaşık standartlar daha fazla danışmanlık gerektiriyor. 

Türkiye’de şirketlerin danışmanlık hizmetlerine yaklaşımı nasıl? Mevcut pazar ve potansiyel arasında fark nedir?

MA: Geçen yılki Dünyanın Ekonomik Görünümü Raporu’na göre GSYH büyüklüğü olarak Türkiye dünyanın en büyük 18’inci ekonomisi. KPMG Türkiye Ofisi ise 52’nci sırada. Bu bize ekonomimize göre danışmanlık hizmetlerimizin daha da büyümesi gerektiğini gösteriyor.

Danışmanlık hizmetine yaklaşımda kültürel faktörler de öne çıkıyor. Türkiye’de iş dünyasında danışmanlık hizmetinin artı değeri tam olarak algılanamıyor. Danışmanlık alma, yakın çalışma noktasında daha alacak yolu var Türkiye’nin ama bir gözlemimi aktarayım; bundan 15 yıl önce denetim bölümleri, danışmanlık bölümlerinin beş-altı katı büyüklükteydi. Oysa şimdi neredeyse eşitlendiler. Kültür değişiyor demek ki.

MC: Bence de ekonomik gelişmişlik ve kültürle çok ilgisi var. 10-15 yıl önce Türkiye bu konuda daha gerideydi. Görüyoruz ki çok yol almışız, gidecek bir o kadar daha yolumuz var.

 

Danışmanlık katma değerli bir hizmettir. Ve bizim mesleğimiz bir bayrak yarışıdır. Yolu açarız, görevimizi yaparız, gideriz. Arkadan gelen gençler bıraktığımız bayrağı devralır. KPMG Türkiye danışmanlık bölümünü büyütürken aynı zamanda iş dünyasının geleceğine ve Türkiye’nin umudu yeni nesillere de yatırım yaptı.

 

MA: Bu konunun kamuyu ilgilendiren bir tarafı da var. Mesela Türkiye’de son dönemde Türk markalarının geliştirilmesi, dünyaya tanıtılmasına yönelik ‘Turquality’ uygulaması son derece başarılı şekilde ilerliyor. Kamunun özellikle teknoloji ve markalaşma alanındaki desteği çok daha fazla. Yakın zamanda İngiltere’de bir sunum dinledim. İngiliz hükümeti KOBİ’lere siber güvenlik alanında danışmanlık almaları için beş bin sterlin veriyormuş. Yani kendi ölçeklerinde bir siber güvenlik geliştirebilmeleri için destek oluyormuş. İlgimi çekti çünkü gerçekten Türkiye’de siber güvenlik konusunda alacağımız hayli yol var. Başımıza kötü işler gelmeden hazırlıkları hızla yapmamız gerekiyor. Mesela burada kamunun desteği olabilir diye düşünüyorum.

 

MC: Kamunun iş yapış şeklinde değişim var, operasyonlar değişiyor. Mesela yıllar önce hizmete giren e-devlet uygulaması şu anda birçok şeye cevap veriyor. Sonuçta bu teknolojik bir platform. Kamudaki değişimi gözlemekten memnunuz. Bu konudaki tecrübelerimiz ve yeteneğimizle kamuya da geniş kapsamlı hizmet vermek isteriz. 

Türkiye birleşme satın alma işlemlerinde yılı nasıl tamamlayacak? Ne öngörüyorsunuz?

MC: Türkiye yaklaşık 700 milyar dolarlık bir ekonomi. Küresel ekonomik dalgalanma her ülkeyi olduğu gibi bizi de etkiledi. İşler biraz yavaşladı. 2019 yılını tek haneli rakamla kapatacağız gibi görünüyor. Bununla birlikte Türkiye’nin geçmişte ilgi çekmesine sebep olan genç nüfus, tüketim alışkanlıkları ve hemen hemen her sektörde gelişmiş ülkelere göre penetrasyonunun azlığı hâlâ bir fırsat sunuyor yatırımcıya. Doğrudan yatırım tarafında hareketlilik var, yakınlarda açıklanacak Volkswagen’in Türkiye’de şirket kurarak, sıfırdan yatırım yapmasını çok önemsiyorum.

Ekonomi yavaş yavaş canlanacak

2020’deki Türkiye’yi nasıl görüyorsunuz?

MA: Yoğun bir çaba var. Açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nı yakından takip ediyoruz. Buna çalışmak bizim de sorumluluğumuz. Her bölümü ayrı ayrı analiz ediyoruz. Çözüm önerileri çalışıyoruz. Doğrusu ben bu programlarla bir makro çerçeve çizilmesini olumlu buluyorum. Kamu taahhüt ediyor. Çizilen makro perspektifi de makul buluyorum. Ancak bu kez ekonomik canlanmanın biraz daha yavaş geri geleceğini düşünüyorum. Türkiye toparlanacak ama bu süreç biraz zaman alacak. Çünkü yüksek bir borçlanmayla döviz dalgalanmasına yakalanan Türkiye’de şirketler ciddi şekilde endişelendi. Şu anda herkes yatırım yapmak yerine borçluluk seviyesini makul düzeylere indirmekle meşgul. Bu nedenle ekonomik canlanma yavaş geri gelecek diyorum. 2020 için temkinli bir iyimserlik içindeyim. 2019’dan daha kötü bir 2020 olmayacak.

 

MC: Türkiye ekonomisi son üç çeyrektir küçülüyor. Önümüzdeki yıl çok yüksek değil ama makul bir büyüme bekliyorum.

 

MA: Çok güçlü bir güven ortamı kurulursa büyüme artar, kur stabilize olur. Tabii en çok dikkat etmemiz gereken de jeopolitik. Jeopolitik çok önemli, tüm dünyanın ajandasında ilk sıralarda. Jeopolitikte pozitif gelişmeler olursa, bizim açımızdan mesela Suriye meselesi çözülürse her şey değişir. Kademeli bile olsa ekonomi büyüme trendine girer. Büyüme her şeyin anası, GSYH büyüdüğü zaman yabancı yatırımcı da yönünü size çeviriyor.

Peki KPMG Türkiye yılı nasıl geçirdi?

   

Murat Alsan: Ülkenin zor koşullarına rağmen son bir yılda çok iyi bir büyüme yakaladık. Globalde büyüyen ülkeler arasında ilk sıralardayız. Örnek gösteriliyoruz. Öngörülerimiz hedefi buluyor, planlarımızı tek tek uygulamaya koyuyoruz. Bu heyecanla ve istekle geleceğe bakıyoruz.

Büyümeye paralel bir istihdam da yaratıyorsunuz. Sektörde çalışmak isteyen gençlere mesaj aslında bu değil mi?

MA: Her yıl üniversitelerden yeni mezun olmuş gençlere kapılarımızı açıyoruz. Onlar geleceğin iş liderleri. İyi eğitimli, yetenekli gençlerin uluslararası bir çatı altında ilk iş deneyimlerini yaşamalarını önemsiyoruz. Donanım anlamında onlara çok şey katıyoruz.

 

Bu yıl KPMG Türkiye’de çalışmak için gelen başvuru sayısı 33 bin. Neredeyse rekor kırdığımız bir yıl oldu. Titizlikle çalıştık, seçtik, görüştük, 210 yeni mezun 1 Ekim’de KPMG Türkiye’de işe başladı. 100 stajyer alacağız ki stajyerlerimizin çoğunu daha sonra işe alırız. Onlarla birlikte KPMG Türkiye ailesi bin 700 kişi oluyor. Çalışanlarıyla, iş ortaklarıyla, müşterileriyle burası çok büyük ve güçlü bir yapı. Dolayısıyla çok büyük ve güçlü hizmetler sunacağız.