close
Share with your friends
erman-karaca-roportaj

Veri borsası geliyor

Veri borsası geliyor

TÜBİSAD Başkanı Erman Karaca, Türkiye’nin dijital yolculuğunu değerlendirdi. Sektördeki büyümeyi önemli bulduğunu belirten Karaca’ya göre, Türkiye’de veri borsasının kurulması çok yakın. Giderek büyüyen verinin saklanarak ve işlenerek ekonomiye kazandırılması gerektiğini söyleyen Karaca, 'Türkiye dijital dönüşümü doğru okuyarak sürece dahil olursa kazanacak' diyor. Erman Karaca, KPMG Gündem’in sorularını yanıtladı

Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünün ilk mezunlarındansınız, bu bilinçli bir tercih miydi? Eğitim hayatınıza kim yön verdi ya da kimden etkilendiniz?

Ege Üniversitesi’nde matematik okudum, ardından Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde yüksek lisans yaptım. Matematik bölümünde okuduğum dönemde akademik kariyer yapmayı düşünüyordum. Çocukluğumdan beri hayalim, matematik profesörü olmaktı. Ancak, üniversite eğitimim sırasında aldığım programlama ve mantıksal tasarım dersleri benim fikrimi değiştirdi. Yüksek lisansımı Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde yapmaya ve kariyerimi teknoloji sektöründe geliştirmeye karar verdim. 1980’lerin başında Bilgisayar Bilimleri popüler bir disiplin değildi. Teknoloji alanına yönelmem tamamen kendi kararımdı. Yüksek lisansta ve doktora dersleri aldığım dönemde çalıştığım alan bugünün 'İş Zekası' (Business Intelligence) ve 'Veri Bilimi' (Data Science) konularıydı. Üniversitede Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalıştım. Sonra iş hayatıma özel sektörde devam ettim. 2007 yılından beri ATA Grubu'nda çalışıyorum, halen TFI Tab Gıda Yatırımları A.Ş’de Chief Technology Officer olarak iş hayatıma devam ediyorum. TFI, 2 bin 200'ü aşkın restoranı ve 50 bin çalışanıyla, Türkiye ve Çin’deki lider hızlı servis restoran (QSR) zinciri işletmecisidir.

Neden geçtiniz özel sektöre?

Türkiye’de teknolojiye ilk büyük yatırımı yapan finans sektörü bankalar oldu. Bankacılık otomasyonu fikri beni çok heyecanlandırdı. Bu alanda ilk yatırımı yapan büyük bankalardan birinin teklifini kabul ettim. Ben projeciyim, büyük ve iddialı projelerde yer almak, onları başarmak için yüksek motivasyonum var. 

İş hayatınızda hep istediğiniz yerlerde mi çalıştınız ve hep hayal ettiğiniz işleri mi yaptınız?

Çok sevdiğim ve istediğim işlerde, projelerde çalıştım. Ülkemizin öncü bilgi teknolojileri projelerinde görev ve sorumluluk almak, başarmak çok gurur vericiydi. Gelişimi, değişimi teknoloji projeleriyle sağlamak çok önemli ve değerli bence. 

Sektörünüzün en önemli özelliği ne sizce?

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin ülkelerin rekabet gücüne etkisini son dönemde çok net görüyoruz. Sektörün gelişmesi Türkiye’nin büyüme hedefinin gerçekleştirilmesini de mümkün kılacak. Çünkü BİTS, gerek şirketlere sağladığı verimlilik artışı gerekse katma değer üretme konusundaki kaldıraç etkisi ile sürdürülebilir büyümeyi sağlayacak özelliklere sahip. Güney Kore ve Çin gibi büyüme performansı yüksek ülkelerde BİTS’in ekonomi içinde önemli bir yere sahip olması ve bu sektörün hızla büyümesi tesadüf değil. Avrupa Birliği karşısında ABD’nin büyüme hızının daha yüksek olmasının arka planında da BİTS yatıyor. Katma değeri yüksek, teknolojik ihracata dayalı bir büyüme modeli Türkiye için çok önemli...

Bugün gelişmiş tüm ülkeler hem dijitalleşme hem de dijitalleşmenin önemli bir girdisi olan veri ekonomisi ve yapay zeka konusunda önemli yatırımlar yapıyor. Dijital ekonomi, uluslararası dijital yatırım politikalarını da etkiliyor ve yeni fırsatlar sunuyor.

TÜBİSAD sektörü çok güçlü temsil ediyor. Sektörün neredeyse tamamı bu çatı altında nasıl toplandı?

TÜBİSAD, 1979 yılından bu yana ülkemizde bilgi teknolojileri, telekomünikasyon, yeni medya, internet ve tüketici elektroniği alanlarında hizmet veren ve bu sektörde faaliyet gösteren şirketleri temsil ederek bilişim sektörünün gelişmesini destekliyor. TÜBİSAD, eski ve köklü bir dernek, hazırladığımız görüşler ve düzenli yayınladığımız, referans olarak gösterilen raporlar için ilgili kuruluşlar ile çok sık temas halindeyiz ve üyelerimizi temsil gücümüz sektörde değer görüyor. Bu da çalışmalarımız için bize önemli motivasyon sağlıyor, projelerimiz için güç veriyor. Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe yüzde 95’in üzerinde paya sahip olan 200’e yakın TÜBİSAD üyesi şirket, Türkiye’de yıllık 117 milyar liralık ticaret hacmini yönetiyor.

Sektördeki büyüme umut veriyor. Ne öngörüyorsunuz bu yıl ve 2020 için?

TÜBİSAD’ın düzenli olarak yayınladığı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Sektörü Pazar Verileri Raporu sonuçlarına göre sektör 2017’de yüzde 18,2 oranında büyüdü. Son beş yıl ortalamasına baktığımızda ortalama yüzde 15 büyüme ile iki katı büyüklüğe ulaştı. 2018 sonuçlarının yer alacağı rapor çalışmamızın hazırlıkları içindeyiz ve Nisan ayında yayımlanmasını planlanıyoruz.

2019’da ise yıl bazında karşılaştırdığımızda 2019’un ikinci yarısında 2018’in ikinci yarısına göre büyüme öngörüyoruz. Özellikle yerli yazılımda bu yıl yüzde 15 büyüme bekliyoruz. Vizyon 2023 hedeflerine göre ise bugüne kadar elde edilen büyümenin 2023 yılına kadar iki kat artması gerekiyor.

Türkiye açısından dijital ekonomiye, veri ekonomisine geçişinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Türkiye’de de bir gün veri borsası kurulacak. Veriden ekonomik değer yaratılacak.

Ne zaman kurulacak sizce? 

Dünyada örnekleri var, Avrupa’da, Uzakdoğu’da… Türkiye’de 2023’e doğru kurulacağını tahmin ediyorum. TÜBİSAD olarak Dijital Türkiye Platformu ve Türkiye Bilişim Vakfı ile bu konuda çalışmalarımız var. Veri Ekonomisi Platformu çalışmalarına başladık. 

Veri Borsası sadece Türkiye değil dünya için gerekli. Eskiden sadece işlemsel sistemler önemliydi. Ancak günümüzde gerçek zamanlı, kişisel günlük yaşam davranışları, çevresel etkenler ve ekonomik veriler de önemli hale geldi. Tümünün etkileşiminden, korelasyonundan anlamlı bir sonuç çıkıyor. Dolayısıyla yaptığınız tahminlerin birden çok parametre ile çok boyutta değerlendirilmesi gerekiyor. Günümüzde davranışlar diğer parametreler ve etkenler ile yorumlanıyor. Neleri beğendiğiniz, hangi vitrinlerde ya da semtlerde gezdiğiniz, nerelerden alışveriş yaptığınız, nelere bakıp almadığınız… Bunların hepsi izlenerek kayıt altına alınabiliyor. Çevresel etkenler davranışları değiştiriyor. Günümüzde dinamik olarak veri her geçen gün logaritmik olarak büyüyor. Veri, dünya için büyük bir değer ifade ediyor. 

Avrupa veriyi işliyor, ABD veri analitiği ve yapay zekada çok ilerledi. Asya Pasifik’te Kore teknolojide liderliği aldı. Çin yapay zeka ve veri analitiği konusunda en yüksek farkındalığı olan ülkelerden biri. Her geçen gün sınır ötesi veri dolaşımı artıyor. Bu nedenle bence Türkiye’nin sınır ötesi veriyi, bulut bilişimi desteklemesi gerekir. Verileri sınırlar içinde tutma eğilimi ekonomik faydayı engeller. Bu verileri herkesin saklamasının da bir anlamı yok. Ekonomik olarak maliyeti var. Bunu ekonomik değere dönüştürmek ve paylaşmak önemli. Bu yüzden veri borsaları kurulmalı. 

Ar-Ge ve inovasyon bilişim sektörünün temel dinamikleri. Türkiye bu alanı nasıl iyileştirecek? Dernek olarak yeni projeleriniz var mı? Dijital dönüşümün barındırdığı fırsat ve tehditler neler sizce?

Dijital ekonomi, küresel iş dünyasında çok büyük etkiler yarattı, yaratıyor. Dijital ekonomiyle yeni küresel endüstriler ve firmalar ortaya çıktı. Geleneksel sanayilerde iş modellerini değiştirerek, küresel değer zincirinin temel etkeni olarak dünya ekonomisinin yapısını yeniden şekillendirdi.

Dijital ekonomi, uluslararası dijital yatırım politikalarını da etkiliyor ve yeni fırsatlar sunuyor. Dijital ekonominin üç ana yapı taşı dijital veri, dijital teknolojiler (yapay zeka, otonom robotlar, büyük veri ve ileri analitik, bulut bilişim, artırılmış ve sanal gerçeklik, nesnelerin interneti vb.) ve dijital altyapıdır. Dijital veri birçok geleneksel sektörde yeni iş modelinin temeli oldu ve yeni sektörlere yol açtı. Türkiye’nin bu sürecin dışında kalması söz konusu olmayacak. Nasıl ki 1800’lerin sonunda Avrupa’nın birkaç ülkesinde başlayan sanayi devrimi zaman içinde diğer ülkelere yayılarak tüm dünyayı dönüştürmüştü, şimdi de dünyada benzer bir süreç yaşanıyor. Bu dönüşümde ülkemiz için iki yol var; gelişmeleri zamanında ve doğru olarak okuyarak sürece başından dahil olmak; böylece bu teknolojileri üreten ülkeler arasına girmek. Ya da sürecin takipçisi konumuna düşmek ve önce teknolojide, sonra ekonomide ve giderek ülkemizin güvenliğini de etkileyecek biçimde tüm alanlarda bağımsızlığımızı yitirmek.

Dijitalleşme, önce teknolojilerde başlayarak giderek aile, toplumsal ve ekonomik hayatımızı da etkileyen gelişmelere yol açıyor. Bütün bu değişimi bir arada düşündüğümüzde, ülkemizin önünde şöyle bir tehdit olduğunu görüyoruz; Türkiye’de dünyayla entegre bazı büyük firmalar ve bu firmalarda çalışan, iyi eğitim almış personel bu değişimlere entegre olacak ve hiçbir sıkıntı çekmeyecek. Buna karşılık, dönüşümün farkında olmayan, olsa bile buna uyum sağlayamayan çok sayıda KOBİ’miz ve esnafımız, işlerini sürdüremeyecek, bütün bu teknolojileri kullanan çok büyük yabancı şirketler karşısında yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacaklar. Dijital becerilere sahip olmayan işgücü ise yapay zeka ve otonom teknoloji uygulamaları nedeniyle işsiz kalacak.

Bu tehdidin bertaraf edilmesi, Türkiye’nin bu sürecin kazananları arasında olması için, Avrupa ülkelerinin Digital Europe girişiminde başlattığı strateji gibi bizim de kurum ve kuruluşlar bazında bir Türkiye‘nin Dijital Ekonomiye Dönüşüm Stratejisi oluşturmamız ve dijitalleşmeyi kucaklayacak stratejileri kurgulamak üzere yol haritalarını belirlememiz gerekiyor.

Teknolojiyi dijital süreçlere entegre etmek için nasıl bir stratejiyle hareket etmek gerekiyor?

2018 Şubat ayında yayımladığımız 'Türkiye’nin Dijital Ekonomiye Dönüşümü' raporunun bulgularına göre, Türkiye geçtiğimiz beş yılda 'Dijital Ekonomiye Dönüşüm' konusunda önemli adımlar attı. Bilişim sektörü altyapısını geliştirdi ve şirketler tarafında bilişim teknolojileri kullanımında belli bir mesafe alındı. Kamunun altyapı oluşturmada ve e-devlet hizmetlerinin kalitesinde sağladığı gelişme, bilişimin şirketler ve vatandaşlar tarafından daha yaygın kullanılması için önemli oldu. Ancak; Türkiye’nin bu alanda kat ettiği mesafeyi, diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda hak ettiğimiz yerden oldukça geride olduğumuzu görüyoruz.

Sanayinin, şirketlerimizin dijitalleşme yolunda adım atabilmeleri için dijital stratejiye sahip olmaları çok önemli. Dijital değişim teknoloji birimlerinin liderliğinden çok üst düzey yöneticiler tarafından benimsenmeli ve yönetilmeli. Ancak, Türkiye’de dijital değişim henüz bütün bir resim olarak ele alınmıyor. Bazen birbirinden bağımsız olarak geliştirilen ve yönetilen inisiyatifler çerçevesinde yürütülüyor. Finans ve telekomünikasyon sektörleri dijitalleşme konusunda hem öncüler hem de yatırımlarının önemli bölümünü dijitalleşmeye ayırıyor. Dijital dönüşümün beşeri, toplumsal, siyasi ve kültürel etkileri de dikkate alındığında, tüm alanları kucaklayacak, ekonomisinin dijital teknolojilerle dönüşümünü sağlayacak ve bu sayede Türkiye’nin refah seviyesini zengin ülkeler kademesine çıkartacak Dijital Ekonomiye Dönüşüm Stratejisi’nin bir an önce uygulamaya geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bunun için bir öneri paketiniz var mı?

Öncelikle tüm toplum için dijital yetkinlikler planı oluşturulmalı, işgücü dijital becerilerle donatılmalı ve dijital yetkinlikler eğitim müfredatına eklenmeli. e-Hizmetler teşvik edilmeli ve kolaylaştırılmalı. Veri ekonomisinin potansiyeli ortaya çıkarılmalı. Böylece yeni iş modellerine ve inovasyona dayalı büyüme sağlanmalı. Yapay zekanın potansiyeli ortaya çıkarılmalı. Bağlantılar hızlanmalı ve altyapı güçlendirilmeli; 5G’ye yapılacak yatırımlar hem istihdam hem de katma değer yaratılmasını sağlayacak. Ve tabii ki bunları yaparken siber güvenlik de güçlendirilmeli. 

Sektörü konuşurken eşitsizliklere de hep vurgu yapıyorsunuz. Bunlardan birisi bilişim sektöründe kadın eksikliği. TÜBİSAD’ın iyileştirme önerilerinde kadın istihdamının teşviki yer alıyor. Ne önerirsiniz? Bir çağrınız var mı?

TÜBİSAD raporlarında bilişim sektör istihdam rakamlarına göre kadın çalışan oranı yüzde 27. Birleşmiş Milletler’in kadınların aleyhine olan bu durumun 2030 yılında dengeleneceğini beklemesine karşın bugün S&P 500 şirketleri ve büyük teknoloji şirketlerinin orta seviye yönetim pozisyonlarının sadece yüzde 25’i kadın yöneticilerden oluşuyor. Yani açık, yakın zamanda kapanacak gibi değil.

Girl Scouts of America tarafından yapılan başka bir araştırmaya göre genç kızların yüzde 10’dan azı kariyer tercihi olarak teknoloji ve mühendislikle ilgili alanları seçiyor. Türkiye’de de bu oran aşağı yukarı aynı.

Türkiye, dijital devrimin yarattığı başlıca tehditlerden biri olan eşitsizliklerin derinleşmesi konusunda risk altında. Teknoloji ise risk katsayısı yüksek alanlardan biri olarak görülüyor ve ne yazık ki toplumumuzda, riskli görülen alanlarda erkeklere daha fazla güven duyuluyor.

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımında küçük-büyük işletmeler arasındaki eşitsizliğin yanı sıra kadın-erkek, yaşlı-genç, eğitimli-eğitimsiz bireyler arasında da büyük farklılıklar bulunuyor. Kadın ve erkekler arasında bilgi ve iletişim teknolojileri kullanımındaki eşitsizlik, Türkiye’de oldukça yüksek.

Sektörün geleceği için dijital eşitsizliklerin giderilmesine ve dijital yetkinliklerin geliştirilmesine odaklanmak çok önemli. Teknolojide çalışan kadın-erkek sayılarının eşitliği ancak okul yıllarında kız öğrencileri daha fazla teknik alanlara yönelterek başarılabilir.

Dijital ve teknoloji konuşurken bir önemli konu da eğitim. Hiç bilmediğimiz bir nesil yetişiyor, ne düşünüyorsunuz bu konuda?

TÜBİSAD’ın stratejik önceliği, Türkiye’nin bilişimle atılım yapması ve dijital ekonomiye dönüşümün bir yol olarak izlenmesidir. Dijital dönüşüm kamu ve büyük işletmelerin yanı sıra KOBİ’lerde, toplumda ve bireylerde de olmalı. Bireylerin teknolojik değişime adapte olması; yeni teknolojiler için talep yaratmak, yeni teknolojileri üretebilecek becerilere sahip olmak, çalışma modellerinin değişimi ve istihdam imkanları gibi açılardan önemli. Türkiye’nin, yüksek teknolojiye dayalı dijital ekonomiye geçişini sağlamak, bilgi toplumuna geçiş ve Türkiye’nin bu alanda bir dönüşüm yaşaması istihdam konusunda da fayda sağlayacak.

Yapay zeka, otonom robotlar, büyük veri, nesnelerin interneti, 3-D, bulut bilişim, artırılmış gerçeklik, siber güvenlik gibi önde gelen teknolojilerin dijital dönüşümde büyük rolü var. Dijital dönüşüm neticesinde öngörülen büyüme hedeflerinin yanı sıra bu kapsamda istihdam edilecek iş gücü de artacak. Ancak artan iş gücünün nitelikli ve eğitim düzeyinin yüksek olması beklenecek. İş gücünün niteliği Türkiye’nin bilgi birikimi altyapısına da katkı sağlayacak. Dijital ekonomiye dönüşüm, genç iş gücüne sahip Türkiye için uluslararası arenadaki rolünü değiştirme fırsatı da sunacak. Bu nedenle dijital yetkinliklerin geliştirilmesi ve önemsenmesi gerekiyor.

Bize ulaşın